21 Ekim 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | ŞİFONYER

Rana Öztürk, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 21 Ekim 2018,  FT.B. 289.

         
          Bedenimin canlı kalmış tarafları dürtüyor beni.. Sırtım çok ağırıyor, sırtım bana bişey mi anlatıyor?,  bilemiyorum...  Uyuya kaldığım koltuktan yüzüme yapışmış  not defterimle yalpalayarak  kalkıyorum... Gün akşama dönmüş...  Elimde not defterim yatak odama gidip şifonyerimin çekmecesini açıp en üst rafına atıyorum defteri... Yüzüme bakıyorum aynada, izi çıkmış defterimin, kalbimin haritası yüzümde... Kalbim  şifonyerde...

17 Ekim 2018 Çarşamba

8 MEGAPİKSEL | FOTOĞRAFÇILIKTA KOLAY ÇÖZÜMLER



FOTOGRAFTA İŞE YARABİLCEK PRATİK VE KENDİ YAPABİLECEĞİNİZ ÇÖZÜMLER
Eren Özerdim, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun,  17 Ekim 2018,  FT.B. 285.

Genelde fotoğraf ile ilgili bir çok şeyi satın alırız ,bir süre sonra da kullanmayız.bazı şeyleri kendimiz de üretebiliriz..veya yaratabiliriz bazen şunu çekemedim çünkü tripod yoktu deriz..ama doğru pozisyon doğru bir tutuşla tripod sorununu çözebiliriz,kaldıki bir taş bir duvar hatta çöp konteynerini bile tripod olarak kullanbiliriz sadece nasıl çözüm buluruz diye düşünerek..bir çok efekt yaratan filitreleri kendimiz yapabiliriz,bir su damlasını bile..ışığı iyi kllanmasını billirseniz dramatik efektler yaratabilirsiniz photosopa gerek duymadan…sizler le bu kez,bu konu ile ilgili az kelam,çok örnekle beraber olacağım…
Işığınız daim olsun!


12 Ekim 2018 Cuma

KADRAJ MANİFESTOLARI | "BAK! NE GÖRDÜM!"


Kadir Taş, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun,  12 Ekim 2018,  FT.B. 283.

          Fotoğrafın teknik yönüne dair kelâm etmek nispeten daha kolay ve muhatap kitle tarafından daha anlaşılırdır. Onu oluşturan "yapısal öğeler" her "kayıt edici’" tarafından, eğer işini ciddiye alıyorsa, bilinir. Çerçeve, kompozisyon, leke dengesi, perspektif, ritim, armoni, doku vs. fotoğraf çekiminde yol alındıkça yerli yerine oturur ve "teknikteki olgunlaşma" kendini hissettirir. Zaman içerisinde söz konusu teknik bilgilerden bilinçli sapmalar, yine teknik bir takım "tarzlar"ın gelişmesine imkân tanır. Kadrajın fark edilir biçimde yamuk olması, bakış yüksekliği, bilinen çerçeve alışkanlıkları dışında kırpmalar, diyafram ve enstantene tercihleri üzerinden yapılan manipülasyonlar bu duruma verilecek basit örneklerdir.  Çoğu insan artık "klişe" addedilen görüntülerin dışına çıkma adına yukarıda saydığımız ve daha pek çoğu sayılabilecek yöntemlere başvurur. Ne var ki, bu aykırılıkların da önemli bir bölümü zamanla birer "klişe"ye dönüşür. Benzer bir durum çekim sonrası düzenleme (edit) işlemleri için de geçerlidir. Farklı tonlamalar, fotoğrafa sonradan ilave edilen unsurlar, çeşitlik efektler bir anlamda "klişe"ye isyanın, en azından "farklı" göstermenin arayışlarıdır. Tüm bu çalışmaların dönem dönem çok başarılı örneklerinin ortaya konulduğunu söylemek gerekir.

7 Ekim 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | OKURYAZARLIK

Rana Öztürk, yayıma haırlayan : Ziya Şefik Atun,  7 Ekim 2018,  FT.B. 279.
 
Ömrümüz içler dışlar çarpımı, rehin bırakılmışız kutsal cumaya... Günahı da benim ömrümün sevabı da... Hayatını okuyamayanlarla çevriliyiz, yoz, kör ve çöl... Nerede okuyacak ömrünü, okuma bilmeyen kör?.. Analizden, sentezden yoksun ezber zihniyet bulaşmış her yere...  Trafikte gidiyorum, adam sinyalin ne anlama geldiğini okuyamıyor... Adam kör... adam ezber... adam modern türdeş... adam kavşakta bencil... kızmıyorum adama ve nice modern türdeşine... Belli, uzun süredir çayın tazesini içmemiş,  bir kitaptaki cümlenin altını çizmemiş...

27 Eylül 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | FOTO HİKMET


  M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, yayımlandığı tarih : 27 Eylül, 2018,  , FT.B. 257.

          İster ev eşyası ister bir kitap olsun, tarihi çok eskilere dayanan eşyaları saklamaktan, eğer mümkünse onları evimin bir köşesinde sergilemekten çok keyif alırım. Babaannemden kalan Singer marka dikiş makinesi ya da eski çeyiz sandığı bunlardan bazıları. Bir de kitaplar, dergiler var. Geçen günü bunları karıştırırken elime 1950’ler de her hafta Cumartesi günleri yayımlanan, içeriğinde, ”Haftalık ses, saz ve Tiyatro Sanatkârları Mecmuası” olarak yazan ’Radyo Magazin’ dergilerinin değişik sayılarından oluşturulmuş bir cilt elime geçti. O zamanların ünlü bestekâr ve şarkıcıları ile yapılan röportajlara ve sanat dünyasından haberlere yer verilmiş. Kimler yok ki; Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla, Münir Nurettin Selçuk, Selahattin Pınar gibi benim bildiklerim ve bazılarını hayatta iken tanımış olduğum  isimler dışında, adını hiç duymadığım, o dönemin çok ünlü şahsiyetleri ile ilgili röportajlar, haberler ve tabii ki fotoğraflar vardı. Dikkat ettim fotoğrafların altında hep aynı isim yazılıydı: Foto Hikmet. Merak ettim kimdi bu Foto Hikmet?

23 Eylül 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | "KUMSAL"

Rana Öztürk, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, yayımlandığı tarih : 23 Eylül, 2018,  , FT.B. 254.
 
          Nemli bir Eylül akşamıydı... Güneş batarken yine kumsalda ateş yakmıştı. Birazdan gece katılaşacak, sesizlik denizin sesine karışıp sonsuz bir duvar olacak, evren küçülüp içimize sığacaktı. Ateşin duygulu kıvılcımı arzulu titreyişiyle herşeyi susturmuştu... Evren, yalnızca  ateşe eşlik ediyor ve uzun sürecek sönüş için bekliyordu... Ateş havayla dansını sürdürürken Yaşar'ın yanına iliştim... Saçları darmadağın, omuzuna attığı hırkayı çekiştiriyor, votkalı birasını içip suskunca denize bakıyordu. Denizle arasında  diğer insanlardan farklı bir bağ olduğunu düşünüp duruyordum. 

16 Eylül 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | "ÜŞÜMÜŞ KELİMELER", Rana Öztürk


  Rana Öztürk, yayıma hazırlaya : Ziya Şefik Atun, yayımlandığı tarih : 16 Eylül, 2018,  , FT.B. 245

     Bu Sabah yağmur, omuzlarımda dinlendi... Sokakta tanımadıklarım daha sıkı sarıyor gövdemi... tutulan boynumda bakış izleri... Bir süre izledikten sonra beni , ''Bâzı ağaçlardan orman olmaz'' dediler. O ağaçlardan olduğumu öğrendiğimde  Meşeye aşı olmuş  Kestane ağacının gölgesindeydim... O Kestane ağacının altında bekledim gerçeği... Kırmızı bir kalem çıkardım; gerçeğin üstünü, ağacın altını çizdim...Başkasının yansısından ibâret varlığımı beklerken gece olmuştu, dünyanın derdi bu kadar koyuyken, insanlar aydınlığa açken, karanlık çoktan odalara çökmüştü... 

5 Eylül 2018 Çarşamba

8 MEGAPİKSEL | FOTOĞRAF SANATI KOLAYLAŞTI MI, YOKSA BANA MI HÂLÂ ZORMUŞ GİBİ GELİYOR...? , Eren Özerdim, 5 Eylül 2018.



 Eren Özerdim, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, yayımandığı tarih : 5 Eylül 2018, 2.  FT.B. 236.

     1960-1970 Lİ yıllar olanaksızlıklar içinde idi, her türlü yokluk vardı : makine yoktu, ekipman yoktu, bilgi kaynakları yoktu. Bunlar yoktu  ama yaratıcılık vardı. araştırmacılık vardı. İstediğimiz marka makineyi, merceği alma şansımız yoktu; fotoğrafa gönül verenler ne bulursa önce onu alırdı; önce makineyi alır sonra fotoğrafı öğrenmeye çabalardı. O nesil fotografçıların ellerinde en ufak bir kaynak yoktu, sadece filmlerin içinden çıkan kağıtlarda yazan ilkel ışık ayarları vardı, onlarla deneme yanılma ile ışık ayarı yapılırdı.

30 Ağustos 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | İLK KİŞİSEL SERGİM, AMACI VE YAŞATTIKLARI...

  Yazı ve fotoğraflar : M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun,   30 Ağustos 2018, FT.B. 222.
 
     Acısıyla tatlısıyla sekiz yılımı geçirdiğim, bulunduğu konum ve çevresindeki güzelliklere yakınlığı itibarıyla Türkiye’nin en değerli beldelerinden biri olan Fethiye’ye göçtüğüm dönem 2000’li yılların bahar ayıydı.  İstanbul’un bugünkü kargaşası, çevre katliamı ve trafik çilesinin daha zirve yapmadığı yıllardı. Turizm sektöründe çalışacaktım, ev tutup yaşamaya ve çevreyi tanımaya başladıktan sonra anladım ki; doğanın mükemmel mühendisliğinin ve muhteşem güzelliklerinin hiç farkında olmadan bir 40 yılı heba etmişim.  

27 Ağustos 2018 Pazartesi

KADRAJIN YAMUĞU | GÜNEŞ KARABUDA VEFÂT ETTİ


Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz : 
@fotografbahsi.
 
Aradığını Kâh Bulan Kâh Yitiren Adamı, Güneş Karabuda'yı Kaybettik
  Ziya Şefik Atun,   27 Ağustos 2018, FT.B. 214.
 
     Güneş Karabuda ve Eşi Barbro Karabuda 1960, 1970 ve 1980'lı yıllarda dünyanın neresinde olursa olsun ulusal kurtuluş, demokratik direniş ve toplumcu devrim ve direnişleri yakından izlemiş, bu harekelerin önde gelenleriyle yakın ileşkiler kurmuş, bu kişilerle mülâkatlar yapmış ve çalışmalarını Türkiye'de yayımlamış, çağımızın çok büyük iki gerçek gazetecisiydi. Güneş Karabuda gazeteci, foto muhabiri, kameraman, belgesel film yapımcısı, görüntü yönetmeni, yazardı. Üç çocuk babası ve 40 yılı aşkın süredir İsveç'te yaşamakta olan Güneş Karabuda. 23 Ağustos 2018 tarihinde vefat etti. 85 yaşındaki Karabuda birkaç yıldır amansız bir hastalığın pençesindeydi.

19 Ağustos 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | GÜN DOĞARKEN


Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz : 
@fotografbahsi.
 Rana Öztürk,  yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 19 Ağustos 2018, FT.B. 213.
Son günlerde gerçek olan silikleşmeye başladı hayattan.. Bizde can çekişen gövdemiz gökyüzüne daha yakın olsun istedik sanırım. Evrenselleşip göğe değen çelimsiz gövdemiz, bir dağın yamacında yolunu arıyor... Bütün gün boyunca girintili çıkıntılı geçitlerden,sığ sulardan, kaya örtülü topraktan, düzensiz patikalardan geçtik, terimiz tuzlu... Buharlaşan ter giysilerimizde beyaz çizgiler bırakıyor,  yükseldikçe dağda  salyangozun yaldızlı izi gibi iz bırakıyorduk giysilerimize .. Yolumuzu çok kez kaybettik ama Esra nın sezgisi sayesinde yolu yeniden bulmayı başardık...

16 Ağustos 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | SOYUT FOTOĞRAF


Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz : 
@fotografbahsi.

M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 16 Ağustos 2018, FT.B. 212.

     Fotoğrafta birçok tarzın resim sanatından etkilenerek var olduğunu biliyoruz; bu bağlamda soyut fotoğrafçılık da doğal olarak temel kurallarını resim sanatından almıştır diyebiliriz. Aslında soyut ve soyut fotoğrafın birçok tanımı yapılabilir. Üzerinde anlaşılmış evrensel bir tanım olmamakla birlikte, bu yazımda soyut fotoğrafın tanımını aşağıdaki şekli ile dikkate alacağım:

-Soyut fotoğraf konuyu kolaylıkla kavranabilir bir biçimde sunmaz,
-Soyut fotoğraf görselin detayından daha çok ve öncelikle biçim, renk ve çizgiler yolu ile açıklamada bulunur.

Soyut fotoğrafın işleyişi şu maddeler halinde özetlenebilir :

-Soyut görsellere bakarken beyinin mantıksal süreçleri daha az baskı altındadır.
-Zıtlıkla, izleyenin tepkisi daha çok içgüdüseldir.
-Soyut fotoğraf, öncelikle izleyicinin duyguları ile etkileşime girer.
-Soyut fotoğraf insanların duygu sisteminin mantık sisteminden daha güçlüdür.

15 Ağustos 2018 Çarşamba

8 MEGAPİKSEL | PORTRE FOTOĞRAFI


Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz : 
@fotografbahsi.

Eren Özerdim, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 15Ağustos 2018, FT.B. 211.


     Bana göre fotoğraftaki en zor tarzlardan biri ama ne yazık ki biraz yanlış anlaşılıyor ve yorumlanıyor, hem fotografçı hem fotoğrafı çekilen kişi tarafından. Portre fotoğrafı vesikalık formunda olup fotoğrafı çekilen kişiyi çok güzel gösteren fotoğraf değildir. Fotoğraf çeken pek çok kişinin sandığı gibi de portre objektifi de yoktur,  her objektifle portre fotoğrafı çekilebilir. Fotografçılar genellikle 105-135 mm. odak uzaklıklı merceklere portre objektifi derler ancak bu terim fotoğrafın ilk yıllarından kalmıştır.

12 Ağustos 2018 Pazar

PİKSEL PİKSEL HİKÂYELER | DEFOLU KELEBEK

Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz : 
@fotografbahsi. 
 
Rana Öztürk, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 10 Ağustos 2018, FT.B. 209.

 
Yemeğimizi yemiş  yine masada oturuyordum. Etrafımda dolanan Tahir'e uzun uzun baktım. İnsanın kendine kattığı anlamlar yetmiyormuş gibi  karşısındakine de varoluşsal anlamlar katıyor… Hayatı zorlaştırıyor…  Aşka inanmaya gör, yapamayacağı ne varsa peşine düşüyor… Kalbine sırlar bırakıyor… Tahir dönüp titrek bir tavırla sandalyesine oturdu… Heyecanlı bedeniyle ürken  ellerini uzattı benimkilere… Bu sefer ne kendimi ne de müziği dinliyordum, ellerini dinliyordum… “Bunca zaman neredeydin?” dese de gözlerim, boğazım düğüm düğüm, konuşamıyordum… ve sonunda ellerime dokunan kelimeleri tanıdım… “Seni arıyordum” diyen dokunuş en önemli gerçekmiş gibi söylenmişti… Ellerini ellerimden ayırırken parmaklarımdan öptü, kalbimden öper gibi… “Sanırım gitme vaktim geldi Tahir” , “Evet, sanırım öyle” dedi yanağıma öpücüğü kondururken… “Görüşürüz!”, cümlenin gerisini kalbimin atışından duyamadım... “…yakında!” …

10 Ağustos 2018 Cuma

KADRAJ MANİFESTOLARI | PROTEZ

Kadir Taş, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 10 Ağustos 2018, FT.B. 208.



.      Netâmeli yanları da, en az fotoğrafın kendisi kadar, meraklısına kafa yordurur.  “Olmalı mı, olmamalı mı?” bu türden tartışmalarının göbeğindeki bir düzine konuyu saymak mümkün. Bu yazımızda fotoğraf ve fotoğrafa ilişkin yazılara değinelim istedik. Yazıdan kastımız fotoğraf üzerine kaleme alınmış yazılar değil elbette, bir fotoğraf ile ilgili açıklayıcı yazılar Ad, tarih, çekim yeri, kayıt bilgileri (egzif / exif) bilgileri vesaire.

9 Ağustos 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | FOTOĞRAFIN BELLİĞİ VE HÂTIRÂLAR...


M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 9 Ağustos 2018 8 Ağustos 2018, FT.B. 207.


 
     Aile fotoğraf albümlerinin kişisel ve tarihsel bilgi kaynağı olarak değerini çocuklarımız biliyor mu emin değilim bundan, ama benim yaşımdakiler yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorlar galiba bu  albümlerin değerini. Geçenlerde aileme ait albümlerden birinde yer alan bir fotoğraf geçti elime. Orman gibi ağaçlık bir yerde, çocukluk çağındaki babam ve amcam ortada ve sırtlarını sanki yarı oturur vaziyette ağacın gövdesine dayamışlar, dedem ve babaannem ise onların iki ayrı ucunda, omuzlarını ağaca dayanmışlar, hepsi neredeyse aynı ifadeyle poz vermişler. Acaba bu fotoğrafı kim çekti? Yanlarında onlarla beraber dolaşmaya gelen biri mi yoksa oradan tesadüfen geçen biri mi ? 

6 Ağustos 2018 Pazartesi

KADRAJIN YAMUĞU | FOTOĞRAFÇININ KARAR VEREMEDİĞİ “KARA ÂNI” : HİROŞİMA, 6 AĞUSTOS 1945, 08:15


Ziya Şefik Atun, 6 Ağustos 2018, FT.B. : 204.


    
     Bu gün, 6 Ağustos 1945 günü Birleşik Amerika Deletletleri Japonya’nın sivil halkını atom bombasıyla katledişinin 70. yılı. Atom bombası insalık tarihinin o güne kadar gördüğü en kıyıcı ve yıkıcı silâhıydı. Bu silâhın insan vucûdunda açtığı yaraların ve sebep olduğu hastalıkların dermânı da bilinmiyordu o yıllarda. Birleşik Amerika Devletleri üç gün sonra Nagasaki’ye de atacağı ve Hiroşima’ya attığı atom bombasından çok daha güçlü ikinci atom bombasıyla sivil halkı katletmeğe devâm edecekti. Bu felâketin bahtsız kahramanları da vardı. O kahramanlar o güne kadar görmedikleri, tahmin ve tahayyül dahi edemeyecekleri bir patlamanın ve bu patlamanın yarattığı felâketten her nasılsa çok az etkilenmiş, hafif yaralanmış olarak sokağa fırlayan ve bu dehşeti fotoğraflamağa çalışan Japon fotoğrafçılardı. Bahtsızlardı : bir insan, her ne kadar fotoğraftan ekmeğini kazansa da böyle bir felâketin fotoğrafını nasıl çekebilir…? Yeryüzünden silinmiş bir şehrin ortasında o güne kadar görmediği korkunç yaralara dûçâr kendi halkının arasında gezerek nasıl fotoğraf çekebilir…? Onlar bunu istemeden, yaptıkları tek iş fotoğrafçılık olduğu için yaptılar. Onlar hiç de böyle bir kahramnlık istememişlerdi mutlaka; biz, hem bu acıya dayanabildikleri, ne kadar dayanabildilerse, hem de o felâket anlarının görsel kaydını tutabildikleri için kahraman addediyoruz onları. O fotoğraflara bakıp belki akıllanırız! Bize bu akıllanma yolunda kullanabileceğimiz mâlzemeleri temin ettikleri için kahraman addediyoruz onları.