Kadir Taş, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 28 Temmuz 2018, FT.B. : 199.
Fotoğrafa
“belge” niteliği kazandıran iki önemli unsurdan birinin mekân, diğerinin zaman olduğu genel kabul gören bir gerçektir.
“Enstantene”, “kritik an”, “an”, “mekânsallaşmış
zaman”, “pozlama” fotoğraf-zaman ilişkisindeki hayatî kavramlar olarak her zaman
karşımıza çıkar. Düşünürlerin üzerinde çokça kafa yordukları, “nicelik ve nitelik”
itibariyle üzerinde bugün de tartışılan “gizemli bir gerçeklik”
denilse yeridir zaman için. Biz onu saliseler, saniyeler, dakikalar, saatler,
günler, haftalar, aylar, yıllar, asırlar olarak dilimlesek de, önü ve sonu
konusunda asla bir bilgi sahibi olamayacağımız aşikâr.
Hâttâ bu “bölme” işleminin
bile nâfile olduğunu
söyleyenler vardır. Fransız düşünür Anri Bergson (Henry
Bergson) bunların başında gelir. Bergson’a göre zaman bir bütündür
ve bölünemez, ölçülmesi de mümkün değildir.
Doğulu bir düşünür olan El-Kindi de benzer görüşler
ileri sürer. O da zamanı “hareket” ile
algılayabileceğimizi, bunun için de “mekân” ve “eşya”nın zorunlu olduğunu ifade eder. “Üzerimize doğru gelen bir nehir” gibi düşünmemiz istenir zamanı. Başsız
ve sonsuz bir akış… Ünlü şairimiz Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dizeleri belki vasıflandırmayı en yalın haliyle dile getirir:




