14 Temmuz 2018 Cumartesi

KADRAJIN ARABI | FOTOĞRAF VE GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : .Ziya Şefik Atun, 14 Temmuz 2018, FT.B. 00187.
     
 (Yabancı isimlerin parantez içindeki Türkçe okunuşları yazının yayıma hazırlanması esnâsında eklenmiştir.)

    
     Fotoğraf literatürüne İngilizcesi, Straight Photography olarak geçen ve Türkçeye ,”Yalın Fotoğrafçılık olarak çevirebileceğimiz terim; fotoğraf malzemesi üzerindeki her türlü manipülasyona karşı çıkan, kameranın algıladığını değiştirmekten kaçınan gerçekçi ve nesnel bir fotoğrafçılık akımını tanımlamak için kullanılmaktadır.  Bu akım, fotoğrafın tarihsel gelişim sürecinde geçmişten günümüze dünyanın her bölgesinde savaşlardan göçlere, portreden manzaraya kadar çok değişik konularda kullanılmış ve halen kullanılmaya devam etmektedir.  Fotoğrafın tarz olarak resim sanatından ve onun döşümünden etkilendiği gerçeğinden yola çıkarsak,  bazı fotoğrafçıların ,Yalın Fotoğrafçılığı” bir tarafa bırakarak tarihte ki bazı ressamlar ve onların tarzlarını, kendi fotoğraflarında uyguladığını görüyoruz.
  Bunlardan en başında Amerikalı fotoğraf sanatçısı Düeyn Mikals (Duane Michals) geliyor. Ünlü eleştirmen En Hoy (Anne Hoy), Michals’ın imgelerinin,” Rene Magritte (Rön Magrit), Giorgio de Chirico (Ciorciyo dö Çiriko) ve Balthus (Baltüs) gibi Sürrealist (Gerçeküstücü) ressamların az bulunan, gerçekçi tarzlarına ve düşsel kişilerine bir saygı duruşu olduğunu söylüyor.  Buna en güzel örneklerden biri Düeyn Mikals (Duane Michals)’ın 6 ayrı fotoğrafın kolajı ile 1969 yılında oluşturduğu “İnsanlık Durumu” (”The Human Condition”)  adlı çalışması, Belçikalı ünlü ressam Rön Magrit (Rene Magritte)’in 1933 yılında gerçekleştirdiği aynı adlı tablosundan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 


İnsanlık Durumu (The Human Condition), Rön Magrit (Rene Magritte), 1933.







İnsanlık Durumu (The Human Condition), Düeyn Mikahs (Duane Michals), 1969.


Zaten Mikals (Michals) birçok çalışmasında Magrit (Magritte)’in eserlerine gönderme de bulunmuştur. Akademi yıllarımda benim ilk etkilendiğim kişi Almanyada eğitimin alan ve sonra ülkemize gelen, o zamanlar pek kimsenin uygulamadığı gerçeküstü fotoğrafçılık tarzında çalışmalar yapan sevgili Ahmet Öner Gezgin hocamdı. 80li yıllarda kolâjlar, negatiflerin birbiri üzerine montajlama tekniği ile yapılıyordu.  Öğrencilik yıllarımda ben de o tarzda fotoğraflar üretmeye çalışmış ve bundan da çok zevk almıştım.  Bu çalışmalarımdan biri de, o zamanlar televizyonun insanları tutsak alıp bilgisizliğe, cahilliğe sürüklediğini vurgulayan ve insanı kurutan,  çölleştiren bir araç olarak tasvir ettiğim siyah-beyaz bir kolaj fotoğraftı.  Fotoğrafta bana modellik yapan da şu an akademide görev yapan sınıf arkadaşım sevgili Sedattı



     Bu tarzın öncü usta sanatçılarından, fotoğraf ve resmi değişik tekniklerle uygulayan o zamanlar değeri anlaşılmayan büyük sanatçı rahmetli Şahin Kaygundu. 


     Yalın fotoğrafçılığın gücüne inanan ve destekleyen biri olarak yıllar sonra son dönemlerde ki işlerimde, gerçeküstücülük ve bana göre bu akımın en başta gelen ressamlarından biri olan Dali’den etkilendiğimi söylemek isterim. Bu büyük Katalan ressamın doğduğu kasabayı ve orada adına inşa edilmiş olan Dali Müzesini görme fırsatını yakalamış şanslı kişilerden biri olarak son sergimde de yer alan Daliye saygı” isimli çalışmamı bu büyük şahsiyete adadım.  

 
Dali'ye Saygı, M. Uğur Gökhan.

     Bu tür bağlamsal bilgiler fotoğrafçının eserini daha geniş bir çerçeveden görmemizi sağlıyor ve alttan alta bütün sanatın diğer sanatlardan doğduğu, bütün sanatçıların diğer sanatçılarının işlerinden etkilendiği fikrini güçlendiriyor. Sergileri gezen kişilerin, sergi sanatçısının hangi sanatçılardan etkilendiği, bununla bağlantılı olarak etkilendiği sanatçıların hangi ekolden geldiği bilgisine sahipse, serginin en azından ana fikrini anlamakta zorlanmayacaklar ve sergiyi gezmekten haz alacaklardır diye düşünüyorum.

M.Uğur Gökhan

Kaynak. Terry Barrett,”Fotoğrafı Eleştirmek  Hayalperest yayınevi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder