M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : .Ziya Şefik Atun, 14 Temmuz 2018, FT.B. 00187.
(Yabancı isimlerin parantez içindeki Türkçe okunuşları yazının yayıma hazırlanması esnâsında eklenmiştir.)
Fotoğraf
literatürüne İngilizcesi, ”Straight Photography” olarak geçen ve Türkçeye ,”Yalın Fotoğrafçılık” olarak çevirebileceğimiz terim; fotoğraf malzemesi üzerindeki her türlü manipülasyona karşı çıkan, kameranın algıladığını değiştirmekten
kaçınan gerçekçi ve nesnel bir fotoğrafçılık akımını tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu akım,
fotoğrafın
tarihsel gelişim sürecinde geçmişten günümüze dünyanın her bölgesinde savaşlardan göçlere, portreden manzaraya kadar çok değişik
konularda kullanılmış ve
halen kullanılmaya
devam etmektedir. Fotoğrafın
tarz olarak resim sanatından
ve onun dönüşümünden etkilendiği gerçeğinden
yola çıkarsak, bazı fotoğrafçıların ,”Yalın Fotoğrafçılığı” bir tarafa bırakarak tarihte ki bazı ressamlar ve onların
tarzlarını, kendi fotoğraflarında uyguladığını görüyoruz.
Bunlardan en başında Amerikalı fotoğraf sanatçısı Düeyn Mikals (Duane
Michals) geliyor. Ünlü eleştirmen
En Hoy (Anne Hoy), Michals’ın imgelerinin,” Rene Magritte (Rön Magrit), Giorgio
de Chirico (Ciorciyo dö Çiriko) ve Balthus (Baltüs) gibi Sürrealist (Gerçeküstücü)
ressamların az bulunan, gerçekçi tarzlarına ve düşsel
kişilerine bir saygı duruşu”
olduğunu söylüyor.
Buna en güzel örneklerden biri Düeyn
Mikals (Duane Michals)’ın 6 ayrı fotoğrafın kolajı ile 1969 yılında oluşturduğu “İnsanlık Durumu” (”The Human Condition”) adlı çalışması, Belçikalı ünlü ressam Rön
Magrit (Rene Magritte)’in 1933 yılında gerçekleştirdiği aynı adlı
tablosundan esinlenerek ortaya çıkmıştır.
![]() | ||||||
| İnsanlık Durumu (The Human Condition), Rön Magrit (Rene Magritte), 1933. |
![]() |
| İnsanlık Durumu (The Human Condition), Düeyn Mikahs (Duane Michals), 1969. |
Zaten Mikals (Michals) birçok çalışmasında Magrit (Magritte)’in
eserlerine gönderme de bulunmuştur.
Akademi yıllarımda benim ilk etkilendiğim
kişi Almanya’da eğitimin
alan ve sonra ülkemize
gelen, o zamanlar pek kimsenin uygulamadığı
gerçeküstü fotoğrafçılık tarzında çalışmalar yapan sevgili Ahmet Öner Gezgin hocamdı. 80’li yıllarda kolâjlar, negatiflerin
birbiri üzerine montajlama tekniği
ile yapılıyordu. Öğrencilik yıllarımda ben de o tarzda fotoğraflar üretmeye çalışmış ve
bundan da çok
zevk almıştım. Bu çalışmalarımdan
biri de, o zamanlar televizyonun insanları tutsak alıp bilgisizliğe, cahilliğe sürüklediğini vurgulayan ve insanı kurutan, çölleştiren bir araç olarak tasvir ettiğim siyah-beyaz bir kolaj fotoğraftı. Fotoğrafta
bana modellik yapan da şu
an akademide görev yapan sınıf arkadaşım sevgili Sedat’tı.
Bu tarzın öncü usta
sanatçılarından, fotoğraf
ve resmi değişik tekniklerle uygulayan o zamanlar değeri anlaşılmayan büyük sanatçı rahmetli Şahin Kaygun’du.
Yalın fotoğrafçılığın gücüne inanan ve destekleyen
biri olarak yıllar sonra son dönemlerde ki işlerimde,
gerçeküstücülük ve bana göre bu akımın en başta gelen ressamlarından biri olan Dali’den
etkilendiğimi söylemek isterim. Bu büyük Katalan ressamın doğduğu
kasabayı ve orada adına inşa edilmiş
olan “Dali Müzesi”ni görme fırsatını yakalamış şanslı kişilerden biri olarak son sergimde de yer
alan ”Dali’ye saygı” isimli çalışmamı bu büyük şahsiyete adadım.
Bu tür
bağlamsal bilgiler fotoğrafçının eserini daha geniş bir çerçeveden
görmemizi sağlıyor
ve alttan alta bütün sanatın diğer sanatlardan doğduğu,
bütün sanatçıların diğer sanatçılarının işlerinden etkilendiği fikrini güçlendiriyor. Sergileri gezen
kişilerin, sergi sanatçısının hangi sanatçılardan etkilendiği, bununla bağlantılı olarak etkilendiği sanatçıların
hangi ekolden geldiği
bilgisine sahipse, serginin en azından
ana fikrini anlamakta zorlanmayacaklar ve sergiyi gezmekten haz alacaklardır diye düşünüyorum.
M.Uğur
Gökhan
Kaynak. Terry Barrett,”Fotoğrafı
Eleştirmek”
Hayalperest yayınevi.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder