Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz :
@fotografbahsi.
Aradığını Kâh Bulan Kâh Yitiren Adamı, Güneş Karabuda'yı Kaybettik
Ziya Şefik Atun, 27 Ağustos 2018, FT.B. 214.
Güneş Karabuda ve Eşi Barbro Karabuda 1960, 1970 ve 1980'lı yıllarda dünyanın neresinde olursa olsun ulusal kurtuluş, demokratik direniş ve toplumcu devrim ve direnişleri yakından izlemiş, bu harekelerin önde gelenleriyle yakın ileşkiler kurmuş, bu kişilerle mülâkatlar yapmış ve çalışmalarını Türkiye'de yayımlamış, çağımızın çok büyük iki gerçek gazetecisiydi. Güneş Karabuda gazeteci, foto muhabiri, kameraman, belgesel film yapımcısı, görüntü yönetmeni, yazardı. Üç çocuk babası ve 40 yılı aşkın süredir İsveç'te yaşamakta olan Güneş Karabuda. 23 Ağustos 2018 tarihinde vefat etti. 85 yaşındaki Karabuda birkaç yıldır amansız bir hastalığın pençesindeydi.
Geçen sene aramızdan ayrılan ve vefâtı maalesef çok az gündeme getirilen yazar, yönetmen ve belgesel film yönetmen ve yapımcısı, belgesel film semnaryo yazarı Barbro Karabuda’yı da, kocası Güneş Karabuda’ya ayırdığım bu yazıda, kısaca da olsa anarak ona vefâ borcumuzu, gecikmiş olsak da, ödemek istiyorum.
Her şeyini ona borçlu olduğunu söyleyen Güneş Kardabuda, ileride eşi olacak Barbro Gidlund'u Türkiye'ye gelmeğe nasıl iknâ ettiği şöyle anlatmış bir mülâkatta :
16 Temmuz 1935 tarihinde Stokholm'de doğmuş Barbro Karabuda İsveç Televizyonu’nda muhabir olarak çalışmış ve Nuh’un Gemisi, Anadolu Uygarlıkları, Tarihte Istanbul adlı ilk üç belgeselini Türkiye’de eşi Güneş Karabuda'yla berâber çekmişti. Barbro Karabuda senaryosunu Yaşar Kemâl ile berâber yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı, görüntü yönetmenliğini de Güneş Karaboda'ın üstlendiği Menekşe Koyu adlı belgeselini 1991 yılında çekmişti. Barbro Karabuda, Kara Kafalılar adlı bir kısa film de çekmişti. Bir Yazarın Portresi adıyla Yaşar Kemâl'in belgesel filmini de çekmişti Barbro Karabuda. Papağan Tüneği ve Zeytin Ağacı'nın Gölgesinde adlı kitapları Barbro Karabuda'nın öne çıkan iki kitabıdır. 1957 senesinde yazdığı Türkiye : İkinci Vatanım adlı kitabı Türkiye'üzerine yazdığı ilk kitaptır. Zeytin Ağacı'nın Gölgesi'nde adlı kitabı, Barbro Karabuda'nın, İsveç'ten ayrılarak yerleiştiği küçük Ege Köyünde 1954 yılında başlayan yeni hayatının 1980li yıllara kadarki kısmını kapsar. Bu zaman zarfında Barbro Karabuda Türkiye'de yaşanan pek çok çalkatıyı, bu çalkantıların merkezinde, içinde yer alan ya da hedefi olmuş kişilerle yakın dostluklar kurarak geçirmiş ve bu sebeple bu süreçleri yakından hissetmiştir. Barbro Karabuda 1954 yılında Türkiye'yi âdeta ikinci vatanı kâbûl etmiş ve bu ikinci vatan da onu vatandaşı kabûl ettiğini Barbro'yu defâlraca ironik sebeplerle gözaltına alarak, yargılayarak, sınır kapılarından geri çevirerek, hiç bir süphe bırakmayacak şekilde beyân etmiştir. Ant Dergisi'nin kurucularından ve yöneticilerinden Doğan Özgüden Barbro Karabuda'nın Fıratın Doğusu adlı kitabı sebebiyle ona revâ görülen muameleyi, Güneş Karabuda'nın vefatı üzerine yazdığı yazıda şöyle anlatıyor :
Her şeyini ona borçlu olduğunu söyleyen Güneş Kardabuda, ileride eşi olacak Barbro Gidlund'u Türkiye'ye gelmeğe nasıl iknâ ettiği şöyle anlatmış bir mülâkatta :
"Artık buraları dar gelmeye başladı. Daha liseyi bitirmeden çektim gittim Fransa'ya. İki yıl olmamıştı ki, İsveçli bir kızla tanıştım. Yeşil gözlü. Orada film koptu. Tanışış o tanışış. 50 yıl oldu hâlâ birlikteyiz Barbro ile. Onunla beraber döndük Türkiye'ye. 1954'tü. Ben öyle bir anlatmışım ki Türkiye'yi. Türkiye gibi modern bir yer yok. Herkes şık, kadınlar Dior kıyafetle falan dolaşıyor diye... Gençlik işte ben 21'indeyim, o 19'unda. Türkiye'ye bir geldik, kadınlar çarşafla dolaşıyor, hamallar 'Destuuur' diye üstümüze çıkıyor. Ben de şaşırdım, ulan nereye geldik, diye. Ama baktım kız hiç ağzını açmadı, yalnızca 'İlginç bir yer' dedi. Ben de 'Tamam' dedim, 'Doğru yere doğru kızı getirmişiz'."(1)
![]() |
| Barbro Karabuda (Gidlund), fotoğraf : Filmlerde Küzey Avrupalı Kadınlar internet yöresi, http://www.nordicwomeninfilm.com/person/barbro-karabuda-gidlund/ |
16 Temmuz 1935 tarihinde Stokholm'de doğmuş Barbro Karabuda İsveç Televizyonu’nda muhabir olarak çalışmış ve Nuh’un Gemisi, Anadolu Uygarlıkları, Tarihte Istanbul adlı ilk üç belgeselini Türkiye’de eşi Güneş Karabuda'yla berâber çekmişti. Barbro Karabuda senaryosunu Yaşar Kemâl ile berâber yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı, görüntü yönetmenliğini de Güneş Karaboda'ın üstlendiği Menekşe Koyu adlı belgeselini 1991 yılında çekmişti. Barbro Karabuda, Kara Kafalılar adlı bir kısa film de çekmişti. Bir Yazarın Portresi adıyla Yaşar Kemâl'in belgesel filmini de çekmişti Barbro Karabuda. Papağan Tüneği ve Zeytin Ağacı'nın Gölgesinde adlı kitapları Barbro Karabuda'nın öne çıkan iki kitabıdır. 1957 senesinde yazdığı Türkiye : İkinci Vatanım adlı kitabı Türkiye'üzerine yazdığı ilk kitaptır. Zeytin Ağacı'nın Gölgesi'nde adlı kitabı, Barbro Karabuda'nın, İsveç'ten ayrılarak yerleiştiği küçük Ege Köyünde 1954 yılında başlayan yeni hayatının 1980li yıllara kadarki kısmını kapsar. Bu zaman zarfında Barbro Karabuda Türkiye'de yaşanan pek çok çalkatıyı, bu çalkantıların merkezinde, içinde yer alan ya da hedefi olmuş kişilerle yakın dostluklar kurarak geçirmiş ve bu sebeple bu süreçleri yakından hissetmiştir. Barbro Karabuda 1954 yılında Türkiye'yi âdeta ikinci vatanı kâbûl etmiş ve bu ikinci vatan da onu vatandaşı kabûl ettiğini Barbro'yu defâlraca ironik sebeplerle gözaltına alarak, yargılayarak, sınır kapılarından geri çevirerek, hiç bir süphe bırakmayacak şekilde beyân etmiştir. Ant Dergisi'nin kurucularından ve yöneticilerinden Doğan Özgüden Barbro Karabuda'nın Fıratın Doğusu adlı kitabı sebebiyle ona revâ görülen muameleyi, Güneş Karabuda'nın vefatı üzerine yazdığı yazıda şöyle anlatıyor :
" Yurt dışında İsveç Televizyonu için bir çok belgesel gerçekleştirdikten sonra biraz dinlenebilmek ve dostlarıyla beraber olabilmek için İstanbul'a gelmişlerdi. Sık sık bir araya geliyor, özellikle yakından tanıyıp izledikleri ulusal kurtuluş hareketleri üzerine izlenimlerini bizlerle paylaşıyorlardı.
21 Temmuz 1967 günü Ant'ın dış politika yazarlarından Hüseyin Baş telefon ederek o sabah Karabuda'ların kalmakta oldukları evi polislerin basarak her ikisini de göz altına aldığını bildirdi. Ant yazarlarından Yaşar Kemal ile birlikte gözaltına alınma nedenini öğrenmek, bir an önce serbest bırakılmalarını sağlamak için derhal harekete geçtik. İkisi de Ankara Basın Savcılığı'nın talimatı üzerine gözaltına alınmışlardı ve polis refakatinde Ankara'ya sevkedileceklerdi. Ne ki sevk işlemi hemen yapılmadı ve her ikisi de bütün gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde bir sandalyede bekletildiler. O sırada Barbro, Ayperi ve Denize'den sonraki üçüncü çocuğu Alfons'a altı aylık gebeydi.Karabuda'lar nihayet geç vakit polis refakatinde Ankara'ya sevkedildiler. Esenboğa Havaalanı'nda yirmiye yakın sivil ve resmi polisin telaşlı koşuşmaları arasında «devralınan» Karabuda'lar kimseyle görüşmelerine izin verilmeden bir süre polis amirliği odasında alıkonuldular. Daha sonra jeep'e bindirilerek Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüler. Orada da tüm geceyi birer sandalye üzerinde geçirmek zorunda bırakıldılar. Hamile olan Barbro'nun geceyi bir otelde geçirmesine izin verilmesi için yapılan müracaat da reddedildi. İki gazeteci nihayet 22 Temmuz günü öğleye doğru Ankara Basın Savcılığı'na sevkedildiler. Ancak orada da hemen sorguya alınmayıp Savcılık kapısında ayakta beklemeye mecbur edildiler.Gebeliğin de etkisiyle burnundan kan boşanan Barbro, Savcılık kapısında zaman zaman yere oturup bacaklarını uzatarak kendini toparlamaya çalışıyordu. Nihayet sorguya alındıklarında Basın Savcısı kendilerine 12 Aralık 1966 tarihli sağcı bir dergide ortaya atılan bazı iddiaları ihbar sayarak İsveç'te 1960 tarihinde yayınlanmış olan Fırat'ın Doğusu (Öster om Eufrat – i kurdernas land) adlı kitaplarında Türk Devleti'ni yıkıcı yayın yaptıkları gerekçesiyle haklarında soruşturma açıldığını bildirdi. Karabuda'lar bu kitabın tamamen etnolojik bir inceleme olduğunu, yıkıcı yayın yapmakla hiçbir ilgisi bulunmadığını kanıtlayınca Savcı kendilerini serbest bırakılmaları istemiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevketmek zorunda kaldı. Yargıç da iki günü bulan çileli gözaltından sonra kendilerini serbest bıraktı.Büyük medya bu olayı hiçbir protestoda bulunmadan sessizlikle geçiştirirken dünyaca ünlü iki gazeteciye uygulanan baskıyı Ant Dergisi'nde şöyle şöyle eleştirmiştim..."(2)
Barbro Karabuda ve eşi Güneş Karabuda, Yaşar Kemâl, Fethi Nâci ve Doğan Özgüden tarafından kurulan ve 1967-1970 yıllarında haftalık ve 1971 yılında da aylık olarak yayımlanan sol düşüncenin ülkemizdeki önemli dergilerinden olan Ant Dergisi'nin yazarlarıydı.
18 Aralık 1933 târihinde İzmit'te doğan Güneş Karabuda, Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Paris’te hukuk öğrenimini yarıda bırakıp bir süre gazetecilik ve foto muhabiri olarak çalıştı. Askerlik görevini, 1958-1960 yıllarında Ankara'da Genel Kurmay Başkanlığı'nda yaptı. 1960’ta İsveçli yazar ve yönetmen Barbro ile televizyon filmleri yapmaya başladı. 1961'de televizyona geçti. Başta İsveç Televizyonu (SVT) olmak üzere, Avrupa ve Amerika'daki değişik televizyon kanallarında, dünyanın dört köşesindeki ülkelerle ilgili sosyal, kültürel ve politik içerikli belgeseller hazırladı. 1970-72 yıllarında Şili'de, Allende iktidarı sırasında İsveç Televizyonu'nun Latin Amerika temsilciliğinde bulundu. Uzun yıllar Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinde çalıştı. Afrika’da ve Latin Amerika’da çekimler yaptı ve bu arada Vietnam Savaşı'nı görüntüledi. 70'li yıllarda Afrika'da Zimbabwe (Rodezya), Mozambik, Gine-Bissau ve Botswana'nın bağımsızlıklarına kavuşmasına kamerası ile Tanık oldu. Aralarında Nuh'un Gemisi (1961), Ateşte Yürüyenler (1966), Mayıs 68 Paris (1968), Vietnam Cehennemi (1969), Pablo Neruda (1971), Boğaziçi'ne Sığınanlar (1990), Turkuaz (1990) gibi yapıtların da bulunduğu birçok belgesele imza attı. Başta eşi Barbro (Menekşe Koyu) olmak üzere Tunç Okan (Otobüs) Ömer Kavur (Yusuf ile Kenan) ve Türkan Şoray’ın (Yılanı Öldürseler) Uzun metrajlı filmleriyle TRT için çekilen bazı oyunlarda (Kaldırım Serçesi, Keşanlı Ali Destanı) görüntü yönetmeni olarak görev yapan Karabuda’nın Jacques Preevert’in şiirlerini görüntülediği Paris (1961) adlı fotoğraf kitabının yanısıra Mekke’ye Yolculuk (1966), Türkiye (1967) ve Gine-Bissau (1976) adlı kitapları bulunmaktadır. .(3)
Uluslar arası alanda çalıtığı hâlde Türkiye'den kopmayan Güneş Karabuda bu tavrını ülkeyi yönetenlerle ülkenin aydınlarının farklı olduklarını kabûl ederek muhafaza etmiştir.
Fotoğrafa ve fotoğraf muhabirliğine, yazarlık ve eşinin teşvikiyle başladığı filmcilik uğraşısından önce başlamış Güneş Karabuda, fotoğrafa dâir fikirlerini şöyle ifâde etmiştir :
"Fotoğraf makinesi olmazsa gördüğünle kalırsın. O anı durdurmalısın. Belgelemelisin. Bütün hikaye belgelemek. Başka bir iddiam da yok zaten. Güzel fotoğrafların peşinde değilim. Serginin katalogunda şöyle tanımladım fotoğrafçıyı: "Fotoğrafçı vardır, herkesin gördüğünü çeker; fotoğrafçı vardır, kendi gördüğünü çeker. Kimisi çektiğine kendinden bir şeyler katar, kimisi de fazla bulduğunu atar."(4)
"Film mi, fotoğraf mı? Hangisinde daha çok kendinizi buluyorsunuz? " sorusuna da şu cevâbı vermiş Güneş Karabuda :
"İkisini de ayıramam, ama ikisini bir arada yapamam. Film çekerken, fotoğraf daçekeyim dedim; berbat oldu. Biri zamanı durduruyor, diğeri zamanı sürdürüyor. İkisini birden yapmaya kalkarsanız kafanız allak bullak oluyor."(4)
Fotoğrafın olmazsa olmazlarını da şöyle tanımlamış Güneş Karabuda :
"Fotoğrafın olmazsa olmazı bana göre; doğallıktır. Bir fotoğrafı çektiğiniz zaman siz de doğal olacaksınız çektiğiniz motif de doğal olacak. Hiç bir şeyde rol olmayacak. Çekilen şeyin insanın içine hitap etmesi gerekir. Çektiğiniz fotoğrafın düşündürücü olması gerekir. Ben hep şöyle derim “Fotoğrafçı vardır herkesin gördüğünü çeker, fotoğrafçı vardır yalnız kendi gördüğünü çeker” yani aradaki fark bu. Ben fotoğrafçıyı böyle tanımlıyorum."(5)
Bu yıl, 1968 senesinin Mayıs ayında Paris'de başlayan öğrenci ve işçi ayaklanmalarının 50. yıldönümü. Bu ayaklanmalar bütün dünyayı sarmış ve benzer eylemlerin yapılmasında öncü ve örnek olmuştu. Güneş Karabuda ve eşi Barbro Karabuda da bu ayaklanmaların tam içne düşmüş ve olayları hem filme almış hem de olaylar esnâsında fotoğraflar çekmişti. Güneş Karabuda, bu filmin ve fotoğrafların nasıl çekildiğini kendisiyle yapılan bir mülâkata şöyle anlatmış :
"Fotoğraf çekmek son derece tehlikeli bir olaydı. Çünkü olaylarda kullanılan tek şey; kaldırım taşlarıydı. Başka silah yoktu. Öğrenciler yerden kaldırım taşlarını söküyordu. Taşları hem siper hem de atak aracı olarak kullanıyorlardı. Böyle bir ortamda çalışmak oldukça güçtü. Ben olayları dünyanın ilk fotoğraf ajansı olan SİPA’nın kurucusu Gökşin Sipahioğlu ile beraber izledim. Hatta olaylar sırasında Gökşin hafif de olsa bir kaza geçirmişti. Kendimi korumak adına kafama bir motosiklet kaskı takmıştım. Çünkü bir yandan fotoğraf çekerken diğer yandan kamera kullanıyordum. O zor koşullarda ikisini de yapmaya çalıştım. Sergimde fotoğrafların yanı sıra 45 dakikalık bir film var. Elimizden geldiği kadar olayları yansıtmaya çalıştık. Abidin (Dino) ağabeyin yardımıyla öğrencilerin kontrolündeki Güzel Sanatlar Akademisi’ne girerek bir kaç hafta boyunca öğrencilerin arasında kaldım. Orada öğrencilerin çalışmalarını yakından takip ettim, öğrencilerin afişleri nasıl hazırladıklarına şahit oldum."(6)
Güneş Karabuda'nın Paris'te 1968 yılının Mayıs ayında meydana gelen öğrenci ve işçi ayaklanmaları esnâsında çektiği fotoğraflar ve belgesel film 25 Nisan - 16 Mayıs 2008 tarihlerinde Duvarların Dili, 40. Yılında Paris-Mayıs 68 / Güneş Karabuda Fotoğrafları adıyla Yapı Kerdi Bankası Kültür ve Sanat Merkezi'nde sergilenmişti. Güneş Karabuda'nın Paris fotoğrafları da yine Yapı ve Kredi Bankası Kültür ve Sanat Merkezi'nde 13 Nisan-5 Mayıs 2007 tarihlerinde Jak Prevert (Jaques Prevert)'in sunumu ve Roland Malkom (Roland Molcome)'un şiirler eşliğinde sergilenmişti. Güneş Karabuda'nın Al Gözüm Seyreyle! : Güneş Karabuda'nın Yaşar Kemâl Fotoğrafları : 1956-2010 adlı sergisi de Yapı ve Kredi Bankası Kültür ve Sanat Merkezi ve Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi'nde, sırasıyla 16 Eylül-17 Ekim 2010 ve 8 Nisaan-15 Mayıs 2011 tarihlerinde açılmıştı. Bu sergi 2009 senesinde Paris'te Türkiye Mevsimi adıyla düzenlenen ve dokuz ay süren etkinlikler kapsamında ve 2010 senesinde İsveç'te 11.si düzenlenen Tempo Belgesel Festivali kapsamında da açılmıştı. Güneş Karabuda'nın Paris Fotoğrafları 1958-1961 adlı sergisi de yine Yapı ve Kerdi Bankası Kültür ve Sanat Merkezi'nde 2007 senesinde açılmıştı. Güneşin Dünyası, Güneş Karbuda Fotoğrafları : 1954-2004 adlı sergide 19 Mart-11 Nisan 2004 tarihlerinde yine Yapı ve Kerdi Bankası Kültür ve Sanat Merkezi'nde açılmıştı.
Genç fotoğrafçılara da şu tavsiyelerde bulunmuştu Güneş Karabuda 0n yıl önce :
Güneş Karbuda'nın eserlerinin kısa bir dizimine bakmak bile üretkenliği'nin Yaşar Kemâl'in "Dünyaya sığımayan adam" ifâdesiyle ancak tanımlanabileceğini gösterir bize :
Yönettiği filmler :
Bebek - 1973
Göz Tanığı
Güneş'in Dünyası
Zoraki Randevular
diye anlayıyor Yaşar Kemal, Güneş Karabuda'yı.
Ne aramıştı Güneş Karabuda?
Genç fotoğrafçılara da şu tavsiyelerde bulunmuştu Güneş Karabuda 0n yıl önce :
"Tavsiyem şu; kendi gördüklerini çekmeleri. Herkesin gördüğü kareleri çekmemeleri. Düşündürücü olacak şeylere yönelmeleri. Genç fotoğrafçılara ihtiyaç var."(7)
Güneş Karbuda'nın eserlerinin kısa bir dizimine bakmak bile üretkenliği'nin Yaşar Kemâl'in "Dünyaya sığımayan adam" ifâdesiyle ancak tanımlanabileceğini gösterir bize :
Yönettiği filmler :
Bebek - 1973
Yönetttiği Belgesel Filmler
Dünya Mirası - 1999
Darphane'den İstanbul Müzesine - 1996
Tangonun Öyküsü - 1994
Turkuaz - 1990Türk Yazarlar Birliği, Yılın TV Belgesel Programı Ödülü. 1990
Boğaziçi'ne Sığınanlar - 1990
Pablo Neruda - 1971
Vietnam Cehennemi - 1969
Mayıs 68 Paris - 1968
Ateşte Yürüyenler - 1966
Anadolu Uygarlıkları - 1960'lar
Tarihte İstanbul - 1960'lar
Nuhun Gemisi - 1961 / Güneş Karabuda, Barbro Karabuda
Tangonun Öyküsü - 1994
Turkuaz - 1990Türk Yazarlar Birliği, Yılın TV Belgesel Programı Ödülü. 1990
Boğaziçi'ne Sığınanlar - 1990
Pablo Neruda - 1971
Vietnam Cehennemi - 1969
Mayıs 68 Paris - 1968
Ateşte Yürüyenler - 1966
Anadolu Uygarlıkları - 1960'lar
Tarihte İstanbul - 1960'lar
Nuhun Gemisi - 1961 / Güneş Karabuda, Barbro Karabuda
Görüntü Yönetmenliğini yaptığı filmler
Menekşe Koyu - 1991
Kaldırım Serçesi - 1989 (TV Dizisi)
Keşanlı Ali Destanı - 1988 (TV Dizisi)
Yılanı Öldürseler - 1981
Yusuf İle Kenan - 1979
Otobüs - 1974
Kaldırım Serçesi - 1989 (TV Dizisi)
Keşanlı Ali Destanı - 1988 (TV Dizisi)
Yılanı Öldürseler - 1981
Yusuf İle Kenan - 1979
Otobüs - 1974
Yayımlanmış Kitapları
İndim Zaman Bahçesine
Uzakların Ötesinde
Paris Fotoğrafları
Uzakların Ötesinde
Paris Fotoğrafları
Duvarların Dili
Al Gözüm! Seyreyle!Göz Tanığı
Güneş'in Dünyası
Zoraki Randevular
"Güneş'i kırk yıldır tanırım. Onu önce fotoğrafçı olarak tanıdım, sonra da kameraman... Bu kırk yılda Güneş şaşırtıcı bir hızla dünyayı dolaştı, filmler yaptı. Endonezya'da bir milyon kişi öldürülürken Güneş oradaydı. Şili'de Allende öldürülürken o oradaydı. Dofar gerillaları Arabistan'da çarpışırken Güneş gene oradaydı. Güneş'in maceraları saymakla bitmez. Güneş kırk yıldır dünyanın her yerindeydi."
diye anlayıyor Yaşar Kemal, Güneş Karabuda'yı.
![]() |
| Güneş Karabuda'nın en çok sevdiğini söylediği Yaşar Kemâl fotoğrafı |
"Neyi çekeyim? Zenginler kulübünde nasıl briç oynuyorlar, onu mu çekeyim. Çekemem, beni ilgilendirmez. Çünkü dünyada ne denli büyük eşitsizlikler, adaletsizlikler var. Onları görmek istedim... Adalet; ben onu aradım. Neden böyle olmuş? Neden Hindistan’da insanlar sokaklarda yatıyor?"(10)
Aradığını bâzı bâzı olsa da bulmuş muydu?
Pek iyi! Yâd ellerde aramadan bulduğunu nerede kaybetmişti Güneş Karabuda?
Yoksa, hiç mi hiç bulamamıştı?
Ziya Şefik Atun
"Genç yaşta buradan ayrılıp, İsveç’e gittim. Türkiye’yle İsveç arasında korkunç fark vardı o zamanlar. İki tane apayrı ülke. 40-50 sene önceden bahsediyorum. Burada hakkınız varsa hakkınızı almak çoğu zaman zordur. Ama İsveç’te hakkınızı verirler."(11)
Pek iyi! Yâd ellerde aramadan bulduğunu nerede kaybetmişti Güneş Karabuda?
Yoksa, hiç mi hiç bulamamıştı?
Ziya Şefik Atun
Kaynaklar :
(1) "Bu Dünyaya Sığmayan Adam", Celal Başlangıç, 26/04/2004, www.radikal.com.tr/ , aktaran :
http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/guneskarabuda.html
(2) "Büyük gazeteci dostumuz Güneş Karabuda'yı kaybettik", Doğan Özgüden, 24 Ağustos 2018, erişim : https://www.artigercek.com/haberler/buyuk-gazeteci-dostumuz-gunes-karabuda-yi-kaybettik
(3) "Güneş Karabuda", http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/guneskarabuda.html
(4) "Güneş'in Dünyası", Ahu Erkıvanç Yıldız, turkishtime.org, aktaraan : http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/guneskarabuda.html
(5) "Duvarların Dili devrimi anlatıyor", Refik Sıla, 24 Nisan 2008, Güvenç, erişim : https://www.evrensel.net/haber/225562/duvarlarin-dili-devrimi-anlatiyor
(6) Aynı kaynak.
(7) Aynı kaynak.
(7) Aynı kaynak.
(8) "Paris'te Yaşar Kemal Etkinlikleri", Doğan Hızlan, 26 Kasım 2009, erişim : http://www.hurriyet.com.tr/paris-te-yasar-kemal-etkinlikleri-13044985
(9) Güneşin Dünyası, Güneş Karbuda Fotoğrafları : 1954-2004, https://www.istanbul.net.tr/etkinlik/sergi/gunes-karabuda-fotograflari-1954-2004/661/15
(10) "Güneş'in Dünyası", Ahu Erkıvanç Yıldız, turkishtime.org, aktaran : http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/guneskarabuda.html
(11) Aynı kaynak.
(12) Filmlerde Küzey Avrupalı Kadınlar internet yöresi, http://www.nordicwomeninfilm.com/person/barbro-karabuda-gidlund/
(9) Güneşin Dünyası, Güneş Karbuda Fotoğrafları : 1954-2004, https://www.istanbul.net.tr/etkinlik/sergi/gunes-karabuda-fotograflari-1954-2004/661/15
(10) "Güneş'in Dünyası", Ahu Erkıvanç Yıldız, turkishtime.org, aktaran : http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/guneskarabuda.html
(11) Aynı kaynak.
(12) Filmlerde Küzey Avrupalı Kadınlar internet yöresi, http://www.nordicwomeninfilm.com/person/barbro-karabuda-gidlund/






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder