Ziya Şefik Atun, 6 Ağustos 2018, FT.B. : 204.
Bu
gün, 6 Ağustos
1945 günü Birleşik Amerika Deletletleri
Japonya’nın sivil halkını atom bombasıyla katledişinin 70. yılı. Atom
bombası insalık tarihinin o güne kadar gördüğü en kıyıcı ve yıkıcı silâhıydı. Bu silâhın insan vucûdunda açtığı yaraların ve sebep olduğu hastalıkların dermânı da bilinmiyordu o
yıllarda. Birleşik
Amerika Devletleri üç gün sonra Nagasaki’ye de
atacağı ve Hiroşima’ya attığı atom bombasından çok daha güçlü ikinci atom bombasıyla sivil halkı katletmeğe devâm edecekti. Bu
felâketin bahtsız kahramanları da vardı. O kahramanlar o güne kadar
görmedikleri, tahmin ve tahayyül dahi edemeyecekleri bir patlamanın ve bu
patlamanın yarattığı felâketten her nasılsa çok az etkilenmiş, hafif yaralanmış olarak sokağa fırlayan ve bu dehşeti fotoğraflamağa çalışan Japon fotoğrafçılardı. Bahtsızlardı : bir insan, her ne
kadar fotoğraftan
ekmeğini
kazansa da böyle bir felâketin fotoğrafını nasıl çekebilir…? Yeryüzünden
silinmiş
bir şehrin
ortasında o güne kadar görmediği korkunç yaralara dûçâr kendi
halkının arasında gezerek nasıl fotoğraf çekebilir…? Onlar bunu
istemeden, yaptıkları tek iş
fotoğrafçılık olduğu için yaptılar. Onlar hiç de böyle bir kahramnlık
istememişlerdi
mutlaka; biz, hem bu acıya dayanabildikleri, ne kadar dayanabildilerse, hem de
o felâket anlarının görsel kaydını tutabildikleri için kahraman addediyoruz
onları. O fotoğraflara
bakıp
belki akıllanırız! Bize bu akıllanma yolunda
kullanabileceğimiz
mâlzemeleri
temin ettikleri için kahraman addediyoruz onları.
Bu
katliamları sâdece Japon fotoğrafçılar fotoğraflamadı; hem sivil halkı katleden
Birleşik
Amerika Ordusu’nun askerî ve özel görevli sivil fotoğrafçıları ve filmcileri hem de çeşitli basın kuruluşlarının fotoğrafçıları da görevlendirildi bu insanlığın yüz karasını fotoğraflamaları için. Birleşik Amerika Devletleri bu
fotğorafların pek çoğunun yayımlanmasına çok uzun bir süre müsaade etmedi.
Hiroşima’ya 6 Ağustos 1945 günü atılan ilk atom bombasının patlamasının hemen akabinde ilk fotoğrafları çeken Japon fotoğrafçılardan biri olan Yoşite Matsuşige (Ing. : Yoshite
Matsushige), bomba patladığı anda işine gitmek üzere giyiniyordu, yarı
beline kadar çıplaktı, saat 08:15’ti :
“ Kahvaltımı
bitirmiş ve
gazeteye gitmek üzere hazırlanıyordum, olan olduğunda. Sanki yıldırım düşmüş gibi odanın içnideki elektrik kablolarından kıvılcımlar saçıldı. Hiç bir ses duymadım, nasıl söylesem, her yer pasparlak
olmuştu.
Sanki gözüme magnezyum lambası tutulmuştu da bir an için kör olmuştum. Bunun hemen akabinde
patlama meydana geldi.Yarı belime kadar çıplaktım. Patlama öyle şiddetliydi ki, sanki yüzlerce iğne vucuduma saplanıyordu. Patlama birinci ve
ikinci katların duvarlarında büyük gedikler açmıştı. Toz ve yıkıntılar
sebebiyle odanın içini neredeyse hiç göremiyordum. Fotoğraf makinemi ve
askeriyenin dağıttığı elbiseleri yıkıntıların altından çekip çıkardım ve
giyindim.Ya gazeteye ya da askerî merkeze gitmeği düşünüyordum. Patlamadan sonra
kırk dakika kadar geçmişti.
Miyuki Köprüsü’nün yanında bir polis kulübesi vardı. Oradaki kurbanlar Hiroşima Kız Ticaret Okulu’nun ve 1.
Hiroşima
Lisesi’nin orta sınıf öğrencileriydi.
Binaları boşaltmaları istenmişti ve bomba patladığında oradaydılar. Bombanın ısı dalgalarına doğrudan mârûz kalmışlar ve derilerinin her yeri
kabarmıştı; yüzlerinde, sırtlarında, kollarında, omuzlarında top büyüklüğünde kabarıklar vardı. Bu kabarıklar patlıyor
ve derileri pul pul, parça parça dökülüyor, sarkıyordu.
Çocukların bazılarının
tabanları yanmıştı; bu çocuklar kaçmak için evden, ayakkabılarını
bulamadan fırlamış
ve kızgın yollarda koşmuştu. Bütün bunları görünce
fotoğraf
çekmeği niyetiyle fotoğraf makineme yapıştım ama tetiğe bir türlü basamadım, gözümün önünde sahne
feciîydi. Her ne kadar ben de aynı bombanın kurbanıysam da, ben cam kırıklarının
sıyrılarıyla hafif yaralanmıştım ama bu insanlar ölüyordu. Manzara o kadar vahşîydi ki makinemin tetiğine bir türlü basamıyordum. Orada yirmi dakika
kadar kala kaldım öylece, sonunda bir fotoğraf çekecek kadar cesâretimi topladım. Sonra bir fotoğraf daha çekmek için dört ya da beş metre kadar yürüdüm. Bugün bile hâlâ bakacın
göz yaşlarımdan sırılsıklam olduğunu hatırlıyorum. Herkesin bana bakıp,
“Bize yardım getireceğine
fotoğraf
çekip
duruyor!” diye sinirlerdiğini
hissediyordum. Tetiğe
basmalıydım ve sonunda cesâretimi toplayarak ikinci
fotğorafı da çektim. O insanlar
benim katı yürekli olduğumu
düşünmüştür. Sonra, Kamiya-ço’nun köşesini henüz dönmüş bir tramvay gördüm. Tramvayın içinde yolcular vardı. Tramvayın basamaklarına çıkarak vagonun içine baktım. Vagonun ön tarafında on
beş ya
da on altı ceset birbirinin üzerine uzanmış yatıyordu. Kamiya-ço bombanın patlama mekezine çok yakındı, merkezden iki yüz metre kadar uzaktaydı. Yolcular çırıçıplaktı. Şoka girdiğinizde titreyeceğiniz ve saçlarınınzın diken diken olacağı söylenir, ben bunu yaşadım bu manzarayı görünce. Fotoğraf çekmek için aşağıya indim ve fotoğraf makinemi elime aldım. Bu ölmüş ve çıplak insanlara o kadar acıdım ki! Bu fotoğraflar gelecek nesillere
kalacaktı, fotoğrafı çekemedim. O günlerde zâten gazetelerde cesetlerin
fotoğraflarını yayımlamamıza da izin verilmiyordu.
Sonra, etrafta dolandım. Patlamanın tüm şiddetini yaşayan kısnımı dolaştım şehrin. Üç saat kadar dolaştım. Ama, patlamanın o
merkezinin tek bir fotoğrafını çekemedim. Askeriyenin ve
başka
gazetelerin fotoğrafçıları da vardı orada. Ancak, hakikat şudur ki, hiçbiri
patlamanın nasıl bir vahşete
yol açtığını anlatabilecek bir fotoğraf çekemedi. İftihar etmiyorum ama hiç
değilse
beş
fotoğraf
çekmişliğim benim tesellimdir.”
Matsuşige o gün o bölgede yaklaşık sekiz saat geçirdi.
Hemen hemen iki buçuk kilometre uzaklıktaki evine dönünce çektiği fotoğrafları hemen banyo edemedi,
muhtemelen içinde bulunduğu
hâleti-i
ruhiyye buna müsaait etmedi. Bu da târihin kahramanlara ve gelecek nesillere
yardımıydı, zirâ o anda havada bulunan ışıma filmleri yakabilirdi.
Matsuşige,
filmleri yirmi gün sonra çok ilkel şartlarda banyo etti ve yıldızlı gökyüzünün altında bir ağacın dallarına kurumaları için, astı
filmleri. Fillmleri o dala asarken ileride üzerine atom bombasının bulutlarının
çöktüğü ve karanlıkta yitip gitmiş Hiroşima’ya bir kez olsun bakıp
bakmadığnı bilmiyoruz. Matşuşige’nin o sabah patlamadan
sonra kendini toparlayarak evinden çıktığında yanına aldığı hepsi hepsi, beheri on
iki pozdan, yirmi dörtlük pozluk iki filmle ancak çektiği yedi fotoğraftan sağlam kalan o beş fotoğraf dünya tarhinde medeniyetin tek
seferde en büyük kıyımı ilk kez başarmasının ilk belgeleriydi. Ya
çekilemeyen 19 fotoğraf…?
Birleşik
Amerika Devletleri, Japonya üzerindeki işgâline son verdiği 1952 senesine kadar,
Hiroşima
ve Nagasaki’ye attığı atom bombasına dâir fotoğrafların yayımlanmasına müsaade etmedi.
Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan
atom bombalarının sebep olduğu
hasarı tespit etmek için Birleşik
Amerika Ordusu tarafından bu şehirlere gönderilen bir fotoğrafçı da Co Odannıl (Joe O’Donnell) idi.
Odannıl, iki fotoğraf
makinesi kullanmışıtı, biriyle ordu için fotoğraf çekerken diğeriyle kendi için fotoğraf çekiyordu. Şâhit olduğu vahşet sebebiyle kendi çektiği fotoğrafları banyo ettikten sonra bir
kutuya koydu ve yıllarca o fotoğraflara
bir daha hiç bakmadı.
![]() |
| Atom bombası sebebiyle ölmüş kardeşini uzak bir mesafeden yakma merkezine getiren Japon çocuk, Fotoğraf : Co O'Dannıl (Joe O'Donnell). |
Elli yıl sonra o fotoğraflara bakabildi ve fotoğrafları görür görmez 1995 senesinde
çekirdeksel silâhların yayılmaması için yürütülen faaliyetlere katılmağa başladı. Bu fotoğrafları Japonya’da 1995 senesinde
ve Birleşik
Amerika Deletleri’nde 2005 senesinde birer kitap hâlinde yayımladı. Odannıl’ın
fotoğrarfları 1995 yılında, Birleşik Amerika Devletri Uzay
ve Havacılık Müzesi’nin Hiroşimaya
atom bombasını atmakta kullanılan, Enola
Gey (Enola Gay) adı verilen uçağı teşhire açmasının öncesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde tartışmalara sebep oldu. Her ne
kadar fotoğraflar
atom bombasının yarattığı vaheşeti segilese de, fotoğrafların ve fotoğralara eşlik etmek üzere başkaları tarafından yazılan yazıların Japonlar’ın saldırganlığını ve sebep olacağı Amerikalı askelerin ölümlerinin sayısını göz ardı ettiğini iddia etti savaşa katılmış Amerikalılar.
Matsuşige, bu gün zaman zaman o gün daha fazla fotoğraf çekmesinin bu gün çekirdeksel silâhların ne kadar zararlı olduğunun anlaşılmasında daha da faydalı olacağını düşünmesine ragmen o gün ancak
yapabileceğini
yaptığını ve çekebileceği kadar fotoğraf çektiğini, şâhit olduğu vaşet ve yıkım karşısında daha fazla fotoğraf çekemediğini söylüyor. Matsuşige, çekirdeksel silâhlanmaya karşı seferberlik düzenleyen kuruşluşların fotoğraflarını bedelsiz olarak kullanmasına müsaade ediyor.
“ Savaş esnâsında her gece hava akını olurdu. Savaş başladıktan sonar kıtlıklar oldu. Bu zorlukları yaşamış olanlarımız, çocuklarımızın ve torunlarımızın aynı dertleri yaşamamasını diliyoruz. Yalnızca kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın değil, gelecekti tüm
nesillerin böyle bir trajedi yaşamamalı. İşte bu yüzden, gençlerin bizim anılarımızı dinlemesini ve doğru yolu, barışa götüren yolu, tericih
etmelerini istiyorum.”
Kaynaklar :
“Yoşite Matsuşige’nin İfâdesi (Testimony
of Yoshite Matsuşige, erişim : https://www.inicom.com/hibakusha/yoshito.html
, 06.08.2018, 19:16.
“85 Yaşında Ölen Co O’Dannıl Uzun Süre
Önde Gelen Bir Fotoğraçıydı (Joe Donnell, 85, Dies; Long a Leading
Photographer)”, Doglıs Martin (Douglas Martin), Nevyork Vakitleri (Newyork
Times) gazetesinin internet yöresi, 14 Ağustos 2014, erişim : https://www.nytimes.com/2007/08/14/washington/14odonnell.html
, 6 Ağustos 2018, 19:25.
“Cehennemden Fotoğraflar (Images from
Hell”, )”, Greg Miçıl (Greg Mitchell), Vaşington
Postası gazetesinin internet yöresi, 6 Ağustos 1985, erişim : https://www.washingtonpost.com/archive/lifestyle/1985/08/06/images-from-hell/eaa3650b-681f-43f8-8644-55997a73b398/?utm_term=.1d58de41ff10
, 6 Ağustos 2018, 19:25.
Yoşite Matsuşiğe (Yoshite Matsuşige),
Atom Mirası Vakfı (Atomic Heritage Foundation)’nın internet yöresi, erişim : https://www.atomicheritage.org/profile/yoshito-matsushige
, 6 Ağustos 2018, 19:32.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder