9 Ağustos 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | FOTOĞRAFIN BELLİĞİ VE HÂTIRÂLAR...


M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 9 Ağustos 2018 8 Ağustos 2018, FT.B. 207.


 
     Aile fotoğraf albümlerinin kişisel ve tarihsel bilgi kaynağı olarak değerini çocuklarımız biliyor mu emin değilim bundan, ama benim yaşımdakiler yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorlar galiba bu  albümlerin değerini. Geçenlerde aileme ait albümlerden birinde yer alan bir fotoğraf geçti elime. Orman gibi ağaçlık bir yerde, çocukluk çağındaki babam ve amcam ortada ve sırtlarını sanki yarı oturur vaziyette ağacın gövdesine dayamışlar, dedem ve babaannem ise onların iki ayrı ucunda, omuzlarını ağaca dayanmışlar, hepsi neredeyse aynı ifadeyle poz vermişler. Acaba bu fotoğrafı kim çekti? Yanlarında onlarla beraber dolaşmaya gelen biri mi yoksa oradan tesadüfen geçen biri mi ? 

1930'lu yıllarda çekilmiş aile fotoğrafımız.


     Babamın yaşı göz önüne alındığında, yaklaşık 90 senelik bir fotoğraf bu. Bütün ailenin bir zamanlar var olduğunun tek görsel kanıtının en saf hâliyle aile albümlerinin sayfalarında yaşadığışüncesindeyim. Bu fotoğraf beni bir anda eski günlerdeki hatıralara götürdü. Dedem 1893 Balıkesir doğumlu, okumuş, aydın, ileri görüşlü, görevi gereği o zamanlar Atatürk’ün kurduğu genç Cumhuriyet’in Manisa İl Maarif Müdürü. Babaannem 1901 Balıkesir doğumlu, cumhûriyetin genç kuşak ev kadınlarından. Anadolu’yu dolaştığı yıllarda Atatürk, Balıkesir’de onuruna düzenlenen,  görevi gereği davet edilen dedemle birlikte babaannemin de katıldığı bir baloda, bazı hanımlarla birlikte babaannemi de dansa kaldırmış.  Rahmetli babaannem hayattayken bu anısını bize mutlulukla ve gururla anlatmıştı. “Keşke o çok özel güne ait bir fotoğraf albümümüze girmiş olsaydı, ne kadar değerli bir belge olacaktı!” diye kendi kendime hayıflandım. Bu eski aile fotoğrafını hüzünlü gözlerle incelemeye devam ederken, tabiî bir de dedemin çok genç yaşta bir seminerde içtiği bardaktan vahim bir hata sonucu ya da kastî olarak zehirlenerek aylarca acı çekerek hayata vedâ etmesi de hüzünle hafızamda yeniden canlandı. Geride genç yaşta dul kalan babaannem bir daha hiç evlenmiyor, örgü-dikişten kazandığı para ve ailesinin de desteği ile iki oğlunu da okutuyor; babam avukat, amcam da doktor olarak hayata atılıyorlar. 

     Hatırâları geride bırakıp günümüze dönersek, geçenlerde bir gazetede değişik meslek kollarında çalışanlar ile işleri hakkında yapılan bir röportaj yazısı okudum. Fotoğraf stüdyosu sahibi genç bir çift, ” Eskiden tatillerde, doğum günü, nişan ve düğün gibi özel günlerde çekilen fotoğraflar bastırılıp albüm olarak düzenlenir, saklanır hatta hediye edilirdi. Şimdilerde ise herkes, bu özel günleri facebook, instagram gibi sosyal medya platformlarında paylaştığından, işlerimiz çok azaldı, artık pasaport ve bazen de gelin-damat fotoğrafı çekimi ile geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz; ama pasaport verilen devlet dairelerinde bile özel vesikalık çekim kabinleri var, devlet bu işleri yapmamalı, bu durum bizlerin para kazanmasına engel oluyor” diye konuşmuş

     Eski aile albümlerinde, stüdyolarda çekilmiş, portre” tarzı siyah-beyaz ve biraz büyükçe ebatta basılmış bazı fotoğrafların köşesinde o yılların önemli fotoğraf stüdyosu isimlerinin yazıldığını görürsünüz. Bu isimler, o dönemlerde fotoğraf çektiren şahsiyetler için bir ayrıcalık, çeken stüdyo için ise saygınlık adına atılmış imza görevini görüyordu. Anlaşılıyor ki gelecekte, artık bugünkü fotoğraf stüdyolarının işlevi de ortadan kalkacak ve tıpkı 80-90 yıl önce ki stüdyolar gibi birer nostalji konusu olarak tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alacaklar. Aile albümlerinin değerini idrak eden şimdiki kuşak, fotoğraf arşivleme geleneğini sürdürmeyi başarabilirse, gelecekte, büyük bir ihtimalle belki kâğıda basılı olarak değil ama o zaman ki teknolojik araç ve yöntemler ile arşivlenmiş fotoğraflar aracılığı ile çocuklarına ya da torunlarına kendi dönemlerine ait yaşam tarzları hakkında bir fikir verebilecekler ve hatıraları yaşatabileceklerdir. Aksi takdirde, tarihe not düşen görsel bir kayıt olmadan hatıralar, zamanla unutulup, belleklerden silinip gidecektir. 

 
M.Uğur Gökhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder