Dikkat! : İnstagram sayfamızı tâkip etmenizi ricâ ederiz :
@fotografbahsi.
M. Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 16 Ağustos 2018, FT.B. 212.
Fotoğrafta
birçok tarzın resim sanatından etkilenerek var olduğunu biliyoruz; bu bağlamda soyut fotoğrafçılık da doğal olarak temel kurallarını resim sanatından almıştır diyebiliriz. Aslında soyut ve soyut fotoğrafın birçok tanımı
yapılabilir. Üzerinde anlaşılmış evrensel bir tanım olmamakla birlikte, bu yazımda soyut fotoğrafın tanımını aşağıdaki şekli ile dikkate alacağım:
-Soyut fotoğraf konuyu kolaylıkla kavranabilir bir biçimde sunmaz,
-Soyut fotoğraf görselin detayından daha çok ve öncelikle biçim, renk ve çizgiler yolu ile açıklamada bulunur.
Soyut fotoğrafın işleyişi şu maddeler halinde özetlenebilir :
-Soyut görsellere bakarken beyinin mantıksal süreçleri
daha az baskı altındadır.
-Zıtlıkla, izleyenin tepkisi daha çok içgüdüseldir.
-Soyut fotoğraf, öncelikle izleyicinin duyguları ile etkileşime girer.
-Soyut fotoğraf insanların duygu sisteminin mantık
sisteminden daha güçlüdür.
Tüm
görsel sanatlarda sunulan biçim, renk ve çizgiler üzerindeki vurgu, insanın
algılama sisteminde güçlü tepkilere sebep olur. Örneğin, insanın
görme sistemi kırmızı
gibi titreşimi yüksek bazı
renklerle sarı – mavi gibi renk kontrastının olduğu görüntülere
çok daha güçlü
ve hızlı cevap verir. Benzer
şekilde,
beynin belirli bölümleri biçim ve çizgilere yanıt vermeye programlanmıştır.
İyi
tasarlanmış bir soyut fotoğrafın,
insanın algılama, mantık
ve duygusal sistemleri ile görseller arasındaki
ahenk oluşturacak çok güçlü
etkilere sahip olması beklenir.
Resimden daha kesin bir doğrulukla gerçeği belgelemek
amacıyla icat edilen fotoğraf, XIX. yy başlarında ortaya çıkmasıyla birlikte bir süre bu gerçekliğe hizmet etmesine
rağmen, resim
alanında ortaya çıkan akımlardan etkilenerek, yaratma süreci içerisinde yüzeyde
sanat adına, farklı uygulamalara yönelmiştir. Soyut
üsluptan etkilenen Fransis Brügir (Francis
Bruguiere) (1880 –1945) ve Alvin Kobörn (Alvin Coburn)’in (1982-1966) uyguladıkları
tekniklerle ilk soyut fotoğraflar gerçekleştirilmiştir. Deneysel
fotoğraf olarak adlandırılan ve I. Dünya savaşı sonrası ortaya çıkan Dada akımının “anti-sanat” düşüncesinden hareketle gerçekleştirilen soyut
fotoğrafın erken örnekleri
gazete ve dergilerde yayınlanmış fotoğraflarla yapılan
kolaj ve montajlardır. Bunların dışında soyut fotoğraf için
yapılan çalışmalar teknik farklılıklarıyla ortaya çıkan uygulamalardır.
Kobörn’ün “Vortograf” (“Vortograph”)’ı, Kristiyan Şad (Christian
Schad)’ın “Şadograf” (“Schadopraph”)’ı
ve Man Ray’ın “Rayograf” (“Rayopraph)’ları fotoğrafta soyutu
yaratmak amacıyla uygulanan tekniklerdir. Con Hartfiyld (John Heartfield),
Alesandır Rodçenko (Alexandr Rodchenko) ve Moholi Nagi (Moholy Nagy)’nin icat
ettikleri teknikler gibi yeni teknik arayışları yanında Andre Kerteş (Andre Kertesz)
aynalarla deformasyona uğrattığı Nü çalışmalarıyla, Ralf Gibson (Ralph Gibson) ışıkla, Rön Bürri (Rene Burri) renklerle
soyut çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Türkiye’de
ise 1980’lerin başında Ahmet Öner Gezgin, Nuri
Bilge Ceylan, Adnan Ataç, Ali Rıza Akalın ve Tuğrul Çakar
soyut fotoğrafın önemli temsilcileridir.
![]() |
| Biçin bozulması, fotoğrafçı : Andre Kerteş (Andre Kertesz), 1933. |
![]() |
| Fotoğrafçı : Ahmet Öner Gezgin. |
![]() |
| Fotoğrafçı : Ahmet Öner Gezgin. |
Sonuç olarak soyut, gerçekliğe bağlı kalmayı aşarak zihinsel bilgiyi temel
alan ya da bilgiyi tümüyle dışlayan bir yaklaşımdır. Burada hedeflenen doğa gerçekliğinden uzaklaşmak gibi gelebilir ancak asıl
ulaşılmak istenen insan varlığında doğa gerçeklerine dair oluşan şartlanmışlıklardan meydana gelen bilginin
ve şartlanılmış birikimlerin kırılarak, öncelikle doğaya ilişkin nesnelerin farklı şekilde algılanabilirliğinin gösterilmesidir.
Ancak
soyut kavramıyla tanımlanan yaratma biçimi, resim ve fotoğrafın birbirini etkileyen değil, ama aynı anlamı yansıtan
nesne olduklarının ispatı olarak değerlendirilebilir. Çünkü soyut öncesi resim ve fotoğrafın doğa gerçekliğini yansıtma biçimi, uyguladıkları
tekniklerden ötürü, farklı olsa da, soyutta bu farklılığı göremeyiz. Çünkü artık her iki uygulama alanında kullanılan,
renk ve biçimdir. Her ikisi de nesnel gerçeklerden uzaklaşarak öznel boyutta var olmuştur.
M.Uğur Gökhan






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder