12 Ekim 2018 Cuma

KADRAJ MANİFESTOLARI | "BAK! NE GÖRDÜM!"


Kadir Taş, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun,  12 Ekim 2018,  FT.B. 283.

          Fotoğrafın teknik yönüne dair kelâm etmek nispeten daha kolay ve muhatap kitle tarafından daha anlaşılırdır. Onu oluşturan "yapısal öğeler" her "kayıt edici’" tarafından, eğer işini ciddiye alıyorsa, bilinir. Çerçeve, kompozisyon, leke dengesi, perspektif, ritim, armoni, doku vs. fotoğraf çekiminde yol alındıkça yerli yerine oturur ve "teknikteki olgunlaşma" kendini hissettirir. Zaman içerisinde söz konusu teknik bilgilerden bilinçli sapmalar, yine teknik bir takım "tarzlar"ın gelişmesine imkân tanır. Kadrajın fark edilir biçimde yamuk olması, bakış yüksekliği, bilinen çerçeve alışkanlıkları dışında kırpmalar, diyafram ve enstantene tercihleri üzerinden yapılan manipülasyonlar bu duruma verilecek basit örneklerdir.  Çoğu insan artık "klişe" addedilen görüntülerin dışına çıkma adına yukarıda saydığımız ve daha pek çoğu sayılabilecek yöntemlere başvurur. Ne var ki, bu aykırılıkların da önemli bir bölümü zamanla birer "klişe"ye dönüşür. Benzer bir durum çekim sonrası düzenleme (edit) işlemleri için de geçerlidir. Farklı tonlamalar, fotoğrafa sonradan ilave edilen unsurlar, çeşitlik efektler bir anlamda "klişe"ye isyanın, en azından "farklı" göstermenin arayışlarıdır. Tüm bu çalışmaların dönem dönem çok başarılı örneklerinin ortaya konulduğunu söylemek gerekir.

 
          Fotoğrafı, gerçekliği algılamada hayatî öneme sahip gözümüzün gördüğünü başka gözlerin görüşüne açma eylemi olarak tanımlarsak, ilk satırlarda anlatılan süreci daha iyi kavrarız. Daha kısa bir anlatımla, fotoğraf gördüğümüzü göstermek ile eşanlamlıdır. Bu sürecin karşımıza çıkaracağı en temel sorun ise bizim gördüğümüzün başkaları tarafından da görülüyor olma ihtimalidir. Toplu fotoğraf  gezileri ile bunu örneklendirebiliriz. Bir basın toplantısı, bir güreş müsabakası, bir festivalde gerçekleştirilen çekimler de böyledir. Örnekleri bu tür yerlerdeki çekimleri yerme adına değil, bir durum tespiti için dile getiriyoruz. Teknik olarak çok sayıda fotoğrafçının aynı ortamda, aynı ışık altında, aynı konuya yönelen makinelerinin "benzer" kareleri kaydetmesi kaçınılmaz görünüyor. Evet, işi tekniğe bağlarsak bu son kaçınılmaz. Ancak mahşeri ortamlarda, yüzlerce fotoğrafçının olduğu alanda bir karenin hemen öne çıktığına, diğerlerinden sıyrılıp, kendini izlettirir olduğuna tanıklık ederiz. İstisnaları olmakla birlikte, sözünü ettiğimiz karelerin arkasındaki sır tekniğin ötesinden konuya hâkimiyet, kayıttan önce içeriğe ait bir takım bilgilerin senkronizasyonu ve "o an"ın  -en azından benzerinin – tahayyülü ile mümkün olabiliyor. Fotoğrafçının kendini uygun yerde konumlandırması, arkaplanı ve yardımcı unsurları gözeterek karar ânını beklemesi, bir ön çalışma ve konu hakkında bilgi sahibi olmasının göstergesidir denebilir buna. Bu noktadan sonra artık "Bak! ne gördüm!" tezinin itici gücü fotoğrafa ait teknik bilgiler değil, içeriğe ilişkin bilgilerdir. Ne yaparsak yapalım, fotoğraf "gerçeklikten" izler taşıdığına ve bu gerçekliğin herkes tarafından görülebilme ihtimali olduğuna göre şöyle bir soruyu sormamız gerekir:
“Neyi göstermeliyim?”
 
          Bilgiye ulaşmanın ve kopyalamanın çok basit hâle geldiği günümüzde farklı göstermeleri "teknik özellikler" üzerinden yapmak çok da anlamlı olmayacaktır. Bizim gördüğümüzün başkalarınca da görülebilmesi nasıl mümkünse, bizim tekniğimizin başkalarınca taklidi de o derece mümkündür. Hâttâ, ihtimaldir ki, biz başkalarının tekniğini kullanarak bir yerlere varmaya çalışıyoruzdur.
 
        Özgün ve ‘görme farkımız’ı ortaya koyan fotoğraflamaları teknikten çok, içerikte aramamız gerektiği gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bu, tekniği hafife alma mânâsına gelmiyor. Ama bir düşünce üzerine oturtulmamış, yerel bakışların ötesine taşmamış fotoğraflarımızı  "Bak! ne gördüm!" diye takdim, bir çocuğun ebeveynlerine şirinlik yapması gibi kalır. Görmeyi düşünsel bir etkinlik düzeyine taşımadan çektiğimiz her karenin eksik kalacağı ve çok kimsenin de "bak!" komutumuza kulak asmayacağı ortada. 

Kadir Taş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder