5 Eylül 2018 Çarşamba

8 MEGAPİKSEL | FOTOĞRAF SANATI KOLAYLAŞTI MI, YOKSA BANA MI HÂLÂ ZORMUŞ GİBİ GELİYOR...? , Eren Özerdim, 5 Eylül 2018.



 Eren Özerdim, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, yayımandığı tarih : 5 Eylül 2018, 2.  FT.B. 236.

     1960-1970 Lİ yıllar olanaksızlıklar içinde idi, her türlü yokluk vardı : makine yoktu, ekipman yoktu, bilgi kaynakları yoktu. Bunlar yoktu  ama yaratıcılık vardı. araştırmacılık vardı. İstediğimiz marka makineyi, merceği alma şansımız yoktu; fotoğrafa gönül verenler ne bulursa önce onu alırdı; önce makineyi alır sonra fotoğrafı öğrenmeye çabalardı. O nesil fotografçıların ellerinde en ufak bir kaynak yoktu, sadece filmlerin içinden çıkan kağıtlarda yazan ilkel ışık ayarları vardı, onlarla deneme yanılma ile ışık ayarı yapılırdı.








     Yeni nesil makinalar da her türlü ayar var ancak fotografçılar  fotoğraf makinelerini nedense program veya otomatik kipinde kullanıyorlar. Karanlık oda ise ayrı bir sorundu : benim gibi şanslı olan fotografçılar bir karanlık odacı bulup 6 ay ona çay taşıyarak öğrenirdi. Bir de birbirimize öğretirdik, birbirimizin öğretmeni olarak. Ben şanslıydım,  kompozisyonu, proporsiyonu, altın oranı, renklerde kompozisyonu babamın ressam arkadşlarının atölyelerinde öğrendim resim yapmağa çalışarak. Sayın ve sevgii Cemil Eren'in çok yararı oldu. O dönemde bir öğrencinin film alması çok masraflıydı ve ekonomik kullanması gerekirdi aldığı filmi; yani bir obje için sâdece tek kare. Bu şatlar bize kadrajı ışığı, kompozisyonu yâni fotoğrafı kafamızda, deklanşöre basmadan önce kurmağı öğrettti;   sâdece tek kare şansımız vardı bazen haftada bir bazen on beş günde bir ancak alabildiğimiz 36 karelik bir makara filimde... yaratıcı olmak zorundayadık! Şimdiki gibi yeni bir sayısal kamera alıp bir haftada 2500 kere deklanşöre basma ve iyi fotoğraf çekememe şansımız yoktu. Çekeceğimiz konuya önce çıplak gözle bakıp kafamızda bir kompozisyon yaratır ışığı hesaplar ve deklanşöre basardık, tek şansımız olurdu; film pahalı biz öğrenci… Bence çok daha keyifliydi, bir çok şeyi makine değil insanın kendisi yapıyordu çünkü.

     Profesyonel hayatta da böyleydi : dia pahalıydı, çok kare çekmek olası değildi, dolaysıla konuyu iyi anlamak ve iyi hazırlamak gerekirdi. Hareketsiz konu  çekimlerinde kullanacağmız her şeyi fon dâhil, kendimizin hazırlaması gerekirdi. Şimdi ürünlerin fotoğraflarının çeklimesi çok kolaylıştı : arka plana ne istersen koy... Kolaylık mı, çok emek mi?, tartışılır bence. Bu konu da uzar gider... Kişisel düşüncem gerek amatörce gerek profesyonelce olsun fotoğraf bir yaşam biçimi ve hayatın içinde olmalıdır.

Işığınız daim olsın!

Eren Özerdim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder