31 Mayıs 2018 Perşembe

KADRAJIN ARABI | ÖĞRENCİNİN GELİŞİMİNDE ANALOG MU DİJİTAL Mİ?


ÖĞRENCİNİN GELİŞİMİNDE ANALOG MU DİJİTAL Mİ?
Uğur Gökhan, yayıma hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 31 Mayıs 2018, FT.B. 00146.
 
     İki-üç yıl önce bir yerde okumuştum, bir üniversitenin fotoğraf bölümünde ders veren bir eğitmen, fotoğraf eğitiminde ilk yıl için öğrencilerine dijital yerine analog makine ile eğitimi şart koşmuş. Bunun gerekçelerini de uzun uzun detaylıca açıklamış. Tamamen analog(film)makine ile eğitim almış ve günümüzde fotoğraf çekmeyi çoğumuz gibi dijital kamerayla sürdüren biri olarak bu konu dikkatimi çekti. Bu şart, analog makine tedarik etme, film, banyo, baskı gibi konularda öğrencilere ek masraf getirmesi açısından sıkıntı yaratmış olabilir ama eğitmenimizin bu uygulamasını haklı bulduğumu belirtip, analog günlerini yaşamış biri olarak nedenleri konusunda kendi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.




     Öncelikle, fotoğrafa yeni başlayan bir öğrencinin, eğitiminin başında neleri öğrenmeye gereksinim duyabileceğini ve kendini nasıl geliştirebileceğini, o yollardan geçmiş biri olarak yaşadığım tecrübelerle açıklamak istiyorum. Bizim derslerde hocalarımızdan en çok duyduğumuz söz, ünlü Fransız fotoğrafçı Henri-Cartier Bressona ait, “Fotoğrafı makine değil insan çeker sözüydü. Yıllar geçtikçe, bundan anladığımız, eğer iyi gören bir çift gözünüz, gördüğünüzü koordine eden aklınız ve heyecanınızı yansıtan kalp atışınız yoksa boynunuzda en iyi kalitede bir makine asılı olsa bile bunun hiç öneminin olmamasıydı. Analog bir makine ile fotoğraf çekerken, günümüzde ki dijital makinenin çek-bak-beğenmedin sil üçlemesinin sunduğu şansa sahip değildik. Bundan dolayı konuyu görme ve ayıklama yetisinin bizim nesilde, şimdiki nesile göre çok daha iyi geliştiği düşüncesindeyim. Yani analog makine ile fotoğraf çekerken, göz tembelliğinin ortadan kalktığını, böylece beynimizin ilgili kanalları aracılığı ile konuya odaklanma sürecinin hızlıca bir şekilde işlediğini düşünüyorum. Bunun da uygulamada bizlere doğru kadrajlama ve doğru kompozisyon ödülü olarak geri döndüğünü yıllarca edindiğim tecrübelere dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim. Diğer yandan analog makine ile çektiğiniz fotoğrafların sayısı sınırlıydı(bir film+/-36 poz) ve her filme para ödüyordunuz. Bu nedenle çok daha dikkatli gözlemlemek ve her kare için daha itinalı bir kompozisyon tasarlamak zorundaydık.  Hiç unutmuyorum, çok değerli hocamız rahmetli Sabit Kalfagil ile ilk çekim dersimize, boynumuzda makinelerimiz, büyük bir heyecan içinde çıktığımızda,”Çocuklar bugün makineleriniz ile değil gözünüz ile fotoğraf çekeceksiniz sözlerini duyunca doğrusu çok şaşırmıştık. İki elimizin parmakları ile bir dikdörtgen oluşturup, onun içinden sanki makinenin vizöründen bakıyormuşuz gibi kompozisyon tasarlayarak gün boyu öyle dolaştırdığını dün gibi hatırlıyorum. Ayrıca şimdiye göre, film yıkama ve karanlık oda baskısı gibi bir takım kimyasal işlemlerle uzunca bir sürecin sonunda fotoğrafları önünüze koyabiliyordunuz. 


Böylece üzerinde kafa yorarak hatalarınızı daha iyi analiz etme şansını da yakalamış oluyordunuz. Oysa günümüzde fotoğrafa yeni başlayanlar, dijital makine ile çektikleri fotoğrafları ekranda görüp beğenmediklerinde, üzerinde düşünmeden hemen sildikleri için özellikle pozlama, ışık ve kompozisyon gibi konulara ait hatalarını düzeltip, kendilerini geliştirme şanslarının oluşmadığına inanıyorum. 
                                  
     Özetle; dijital kameralar günümüzde bizlere maliyet, zaman ve teknolojik üstünlük gibi birçok açıdan avantaj sağlasa bile, “Fotoğrafı makine değil insan çeker sözünden yola çıkarak, öğrencinin doğru kareyi görme yetisinin geliştirilmesinin, fotoğraf eğitimde öncelikli konuların başında gelmesi gerektiği düşüncesindeyim.

M.Uğur Gökhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder