Hamdi Telli, yayına hazırlayan : Ziya Şefik Atun, 5 Mayıs 2018, FT.B. 00114.
Fotograf Bahsi'nin açıklaması :
Yazarımız Sn. Hamdi Telli ilk yazısıyla Fotoğraf Bahsi'nde, kendisine "Hoş geldiniz!" diyoruz.
Bu makale sanal Fotoğrafya dergisinin 33. sayısında yayımlanmıştır. Makale, Fotoğraf Bahsi'nde yazarın izniyle tekrar yayımlanmıştır. Maklenin Fotoğraf Bahsi'nde yayımlanan bu nüshasınada, anlam ve bütünlüğü bozmayacak şekilde noktalma işaretleri ve özel isimlerin Türkçe okunuşları eklenmiştir. Makalenin sanal Fotoğrafya dergsisinde yayımlanan özgün nüshasını buradan okuyabilirsiniz.
FOTOĞRAF
VE BARIŞ…
Bir
fotoğraf
dergisinin editörlüğünü yapan arkadaşım ile sohbet ediyorduk.
Tabii ana tema Fotoğraf.
Sohbet sırasında arkadaşım, “Senden dergi için bir yazı daha istesem yazar mısın?” diye sordu.
"Tabii,
birşeyler
karalamaya çalışırım. Ama, konu ne olsun?”
“BARIŞ.” dedi arkadaşım, "Konu Barış ve Fotoğraf olsun!”
Hemen
akademisyenlerimizin başına gelenleri anımsadım.
“Ammann!” dedim,”Hapse mi attıracaksın beni! Ben terörist miyim ki öyle BARIŞ’tan filan bahsedeyim!? Hem
ne alakası var fotoğraf
ile BARIŞ’ın…???”
“Yok
canım!” dedi arkadaşım, “işin içine siyaseti karıştırmadan anlatamaz mısın BARIŞ’ı, bir de fotoğraf ile ilişkisini kursan tamam işte!”
“Eh
bak o zaman olur!” dedim ve geçtim klavyemin başına.
BARIŞ’tan başlayalım anlatmaya hem de
siyasete bulaşmadan.
Ama BARIŞ’ı anlatmak için önce karşıtını, yani SAVAŞ’ı anlamak ve anlatmak
gerek. SAVAŞ’ı kim çıkarır? Elindeki ile
yetinmeyip, başkasının elindekine göz diken. BARIŞ nasıl sağlanır? Ya savaşı çıkaranın gücü yetmeyip
karşısındakinden dayak yer ve
geri çekilir, böylece barış sağlanır; ya da savaşı çıkaran istediğini elde eder, artık savaşmaya gerek kalmadığı için barış sağlanır. Yani, “si vis pacem para bellum” (Barış istiyorsanız, savaşa hazır olun.) Yani
her koşulda
SAVAŞ için değil, BARIŞ için GÜÇ gerekir. GÜÇ, ERK demektir, ERK, İKTİDAR, İKTİDAR, DEVLET. Maks Veber (Max
Weber), DEVLET’i “Yasal şiddet
kullanma aracı.” olarak tanımlamaktadır.
Anlaşılıyor ki SAVAŞ için de BARIŞ için de gerekli olan şey, DEVLET. Hadi şimdi gel de çık bu işin içinden siyaseti karıştırmadan…?
Biz
en iyisi mutlak BARIŞ’tan bahsedelim. Yani SAVAŞ’ın hiç olmaması durumundan. Gerçi insanlık tarihi boyunca böyle bir durum asla olmamış, muhtemelen de tüm insanların özgür, eşit, ve birbirine saygılı
olduğu sınıfsız bir toplum gerçekleşene dek olmayacak ise de,
her zaman insanlar için bir düş olmuştur böylesi bir BARIŞ.
İnsanların savaşmaması için ne gerekir? Öncelikle birbirlerini
anlamaları ve saygı duymaları. Var olduğundan bu yana insanoğlu çevresinde olup biteni
anlamaya çalışmıştır. Gözlem yapar anlayabilmek için. Ağaçları, denizleri gökyüzünü ve insanları gözlemler ve anlamaya çalışır. Bu eyleme gözlem adını vermiştir. Çünkü tüm algılarını kullanıyor dahi olsa, görmek en önemlisidir bu iş için. Görmek, sadece basit bir
optik olgu değil,
tüm
duyuları ile algıladıklarını birlikte sentezlediği ve kendi mantık ve etik süzgecinden geçirdikten sonra ulaştığı bir sonuçtur insanın GÖRMEK. Bu durum, antik
Yunan dilinde “aisthesis” sözcüğü ile tanımlanmış ve günümüzde sanatın temel kavramlarından olan ESTETİK’in kaynağını oluşturmuştur. Ve her zaman gördüklerini anlatabilmek, başkaları ile paylaşabilmek istemiştir insan. Resim
ve heykel yaparak, müzikle, dansla,.. yetebildiğince de sözcüklere dökerek ifade etmeye
çalışmış gördüklerini insanoğlu, taa ki fotoğrafı icat edene kadar. Fotoğraf, insanın çevresini anlayabilmek ve
anladıklarını başkaları ile paylaşabilmek için en önemli araç haline gelmiştir çağımızda. Fotoğraf için de insan, en önemli konu olmuş anlayabilmek ve kendini
onlara anlatabilmek için.
Büyük
ustalardan W. Yucin Simit (W.Eugene Smith)’e kulak verelim. Bakın ne diyor fotoğraf için: " İnsanların fotoğraflarını çekmek istiyorsanız öncelikle o insanları tanımayı öğreniniz. İnançlarını, tavır ve
hareketlerini, hislerini anlamaya çalışınız. Biliniz ki kültürünüz ve meşgul olduğunuz konu hakkındaki bilginiz ne kadar
derin olursa, başarı oranınız da o kadar büyük olur. “
Magnum
fotoğrafçılarından Brus Gilden (Bruce
Gilden) de benzer bir yaklaşımı şöyle ifade ediyor: “Fotoğrafladığım insanları seviyorum. Yani, onlar
benim arkadaşlarım. Çoğuyla tanışmadığım ve birçoğunu hiç bilmediğim halde, fotoğraflarım sayesinde onlarla yaşıyorum.”
Yani,
insanları tanımak, onları anlamak ve dost olabilmektir fotoğraf. İnsanlığın acı bir gerçeği olan savaş durumunda bile böyledir fotoğrafçının tavrı. Yaşamını savaşlar içinde, savaş fotoğrafçılığı yapmakla geçiren Robert Kapa Robert Capa ( Ardre Fridman / André Friedman)’nın ”Bir savaş fotoğrafçısı olarak, hayatımın sonuna
kadar işsiz
kalmak istiyorum.” dileğinde de açıkça görülmüyor mu bu bakış açısı.
Elindeki
ile yetinemeyecek dahi olsa, sevdiği, saygı duyduğu bir dostunun elindekine
göz
dikebilir mi insan? Bu nedenle savaşamaz fotoğrafçı. Savaşmadığı için barışa gerek duymayacaktır hiçbir zaman. O zaten mutlak
BARIŞ içindedir tüm insanlarla.
Fotoğrafçı, kendisini ve başkalarını anlatabilmek için seslenmektedir
insanlara fotoğrafları ile. Bu
sesleniş,
Bruno Barbey’in tanımladığı gibi, “Dünya’nın her yerinde anlaşılabilir tek dil” ile yapılmaktadır.
Tüm
insanlar fotoğrafçı gözü ile bakabilse çevresine ve anlayabilse GÖRME’yi başarabildiğince, , bambaşka bir DÜNYA olmaz mıydı. SAVAŞ olmaksızın?
1900’lü
yılların başından bu yana seslenişini sürdüren bir başka usta Ansel Edıms (Ansel Adams),
"Kelimeler belirsiz hale geldiğinde fotoğraflara odaklanacağım,fotoğraflar yetersiz hale geldiğinde..sessizlik içinde kalacağım.” diyor.
Asla
sessizlik içinde kalmayacağımız bir DÜNYA dileğimle.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder