M. Uğur Gökhan, yayıma haırlayan : Ziya Şefik Atun, 09 Haziran 2018, FT.B. 00152.
Temel Fotoğrafçılık
Eğitimi
verdiğim
dönemlerde
ders programımda teorik konuları destekleyen kendi fotoğraflarımın
yanında,
Magnum fotoğrafçılığın tarihçesi
de bir ders olarak fotoğraflar eşliğinde yer alıyordu. Kursiyerlerimin çoğu
fotoğraf
çekmeye
daha yeni başlayan ya da o güne kadar sadece doğum
günü,
nişan,
tatil gibi hatıra kategorisine giren fotoğraflar
çekmiş
öğrencilerden
oluşuyordu.
Dersler ilerledikçe, karşılarına
çıkan
fotoğrafları
görünce
hayranlıklarını en üst perdeden dile getiriyorlar ve arkasından da bana şu
soruyu yöneltiyorlardı:”Hocam
biz de böyle
fotoğraflar
çekebilecek
miyiz?”
![]() |
| Fotoğraf : Anri-Kartiye Bresson (Henri-Cartier Bresson). |
Tabii bu soruyu açıklamak ilk
başlarda
bana çok zor gelmişti. Daha doğrusu
yanıt
vermeye nereden başlayacağımı
bilmiyordum. Rahmetli Zeki Alasya, TV programında ki bir söyleşisinde
gençlere
tavsiyelerde bulunuyordu. Söz döndü dolaştı, “Sanatçı mı doğulur
sanatçı
mı
olunur”
meselesine geldi. Zeki bey, görüşlerini hatırladığım kadarıyla şöyle açıklamıştı:“
Bence bir genç çok yetenekli olmasa da alacağı eğitimle iyi bir tiyatro sanatçısı
olabilir.” Açıkçası bu cümleler beni düşünmeye sevk etmişti.
Çünkü kendi yaşam ve eğitim pratiğime
göre,
özellikle
de resim sanatına baktığımızda;
iyi bir desen çizebilmek için yumuşak bir bilek kıvraklığına
sahip olamayan bir gencin bu sanat dalında başarılı olabilmesi bana pek mümkün görülmüyordu.
Tarihte büyük ressamlara baktığımızda,
hepsinin desen çalışmalarının
mükemmel
düzeyde
olduğunu
görüyoruz.
Bunların
içinde
klasik resim tarzı dışında
Picasso, Dali gibi başka tarzda çalışanlar da bile durum böyleydi.
Yani bilek kıvraklığı
bana göre
insan anatomisinin getirdiği doğuştan kazanılmış
bir yetenek olsa gerek. Tabii ki bu yetenek, çok çalışarak
ve doğru
bir eğitim
ile geliştirilebilirse
daha üst seviyelere çıkartılabilir. Yine müzik konusundan örnek verecek olursak
çok iyi bir kulağa ya da gırtlak
yapısından
dolayı özel bir ses derinliğine sahip bir çocuk önceden keşfedilirse,
alacağı iyi bir eğitimle
başarılı
bir sanatçıya dönüştürülebilir. Bu yaklaşımlardan yola çıkarak öğrencilerime
iyi bir fotoğraf sanatçısı olabilmek için
de doğuştan
bazı
yeteneklerin olması gerektiğinin altını
çizerek, bunun da öncelikle, duyarlı bir “Sezgisel göz”e
sahip olmaktan geçtiğini anlatmaya çalıştım.
Bir kare, deklanşöre bastığımız
anda oluşan
kadraj ya da çerçevenin sınırladığı
alan içinde
gerçekleşen
anlık
görüntü
olduğuna
göre,
fotoğrafçı
bir kareyi oluştururken önce baktığı
yerde neyin bir fotoğraf karesi olup olmadığını görmesi gerekir diye düşünüyorum.
![]() |
| Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin Çekoslavakya'nın baş kenti Prag'ı işgali, 1968. Fotoğraf : Yosef Kudelka (Josef Koudelka). |
Dönemsel olarak kursiyerlerimle çıktığımız
ilk uygulamalı çekim gezilerimizde, kompozisyon kurallarını daha tam olarak öğretmemişken,
çok
az da olsa bazı öğrencilerimin doğruya
yakın
bir bakış
açısıyla
kadraj yaptıklarına şahit oldum. Bunun da konunun başında belirttiğim
gibi, sezgisel olarak doğru gören bir göz ile olabileceğini
düşünüyorum.
Öğrencilerime,
fotoğrafı
“Sanatsal”
bir çizgisine
taşıyabilmeleri için,
diğer
bütün
sanat disiplinlerinden beslenmelerinin şart olduğunu, bu nedenle zaman buldukça, fotoğraftan
sinemaya, resimden heykele kadar çeşitli sanatsal aktiviteleri takip etmelerini
öğütledim.
![]() |
| Mali'de Gurma Rarus'da hastahaneye açlık ve susuzluktan muzdarip olarak kaldırılmış kadın, 1985. Fotoğraf : Sebastiyo Salgado (Sebastio Salgado). |
Çünkü alınacak eğitimin yanında,
görsel
ve estetik bakış
kültürü
de bu yolculukta önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla, bu
birikim ve donanımla, çok sayıda fotoğraf çeken kişinin zamanla, “Sanatsal” çizgide fotoğraf
çeken biri haline dönüşebileceğini vurguladım hep. Mezun ettiğim
kursiyerlerimden bazılarının zaman içinde
kendini teknik açıdan ve sanatsal mozaik kültürü
konusunda geliştirerek başarılı birer doğum fotoğrafçısına dönüştüğünü görmek beni çok mutlu etti ve çıkılan
basamaklarda az da olsa benim de payımın olmasından gurur duymaktayım.
M.Uğur
Gökhan




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder