7 Ağustos 2020 Cuma

KADRAJIN YAMUĞU | FOTOĞRAFÇININ KARAR VEREMEDİĞİ “KARA ÂNI” : HİROŞİMA, 6 AĞUSTOS 1945, 08:15


Ziya Şefik Atun, 6 Ağustos 2020, FT.B. : 292.

Bu yazı 6 Ağustos 2018 günü yayımlanmıştır. Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombalarının atılmmasının 75. yılı olan 6 Ağustos 2020 günü yazı yeni bilgiler eklenerek zenginleştirilmiş ve ilk yazının yazım hataları düzeltilerek 7 Ağustos 2020 târihinde bu değişiklik ve düzeltmelerle tekrar yayımlanmıştır.

    
          Bu gün, 6 Ağustos 1945 günü Birleşik Amerika Deletletleri'nin Japonya’nın sivil halkını atom bombasıyla katledişinin 70. yılı. Atom bombası insanlık tarihinin o güne kadar gördüğü en kıyıcı ve yıkıcı silâhıydı. Bu silâhın insan vucûdunda açtığı yaraların ve sebep olduğu hastalıkların dermânı da bilinmiyordu o yıllarda. Birleşik Amerika Devletleri üç gün sonra Nagasaki’ye de atacağı ve Hiroşima’ya attığı atom bombasından çok daha güçlü ikinci atom bombasıyla sivil halkı katletmeğe devâm edecekti. Bu felâketin bahtsız kahramanları da vardı. O kahramanlar o güne kadar görmedikleri, tahmin ve tahayyül dahi edemeyecekleri bir patlamanın ve bu patlamanın yarattığı felâketten her nasılsa çok az etkilenmiş, hafif yaralanmış olarak sokağa fırlayan ve bu dehşeti fotoğraflamağa çalışan Japon fotoğrafçılardı. Bahtsızlardı! : bir insan, her ne kadar fotoğraftan ekmeğini kazansa da böyle bir felâketin fotoğrafını nasıl çekebilir…? Yeryüzünden silinmiş bir şehrin ortasında o güne kadar görmediği korkunç yaralara dûçâr kendi halkının arasında gezerek nasıl fotoğraf çekebilir…? Onlar bunu istemeden, yaptıkları tek iş fotoğrafçılık olduğu için yaptılar. Onlar hiç de böyle bir kahramanlık istememişlerdi mutlaka; biz, hem bu acıya dayanabildikleri, ne kadar dayanabildilerse, hem de o felâket anlarının görsel kaydını tutabildikleri için kahraman addediyoruz onları. O fotoğraflara bakıp belki akıllanırız! Bize bu akıllanma yolunda kullanabileceğimiz mâlzemeleri temin ettikleri için kahraman addediyoruz onlara.

          Bu katliamları sâdece Japon fotoğrafçılar fotoğraflamadı; hem sivil halkı katleden Birleşik Amerika Ordusu’nun askerî ve özel görevli sivil fotoğrafçıları ve filmcileri hem de çeşitli basın kuruluşlarının fotoğrafçıları da görevlendirildi bu insanlığın yüz karasını fotoğraflamaları için. Birleşik Amerika Devletleri bu fotrafların pek çoğunun yayımlanmasına çok uzun bir süre müsaade etmedi.


          Hiroşima’ya 6 Ağustos 1945 günü atılan ilk atom bombasının patlamasının hemen akabinde ilk fotoğrafları çeken Japon fotoğrafçılardan biri olan Yoşite Matsuşige (Ing. : Yoshite Matsushige), bomba patladığı anda işine gitmek üzere giyiniyordu, yarı beline kadar çıplaktı, saat 08:15’ti :

“     Kahvaltımı bitirmiş ve gazeteye gitmek üzere hazırlanıyordum, olan olduğunda. Sanki yıldırım düşmüş gibi odanın içnideki elektrik kablolarından kıvılcımlar saçıldı. Hiç bir ses duymadım, nasıl söylesem, her yer pasparlak olmuştu. Sanki gözüme magnezyum lambası tutulmuştu da bir an için kör olmuştum. Bunun hemen akabinde patlama meydana geldi.Yarı belime kadar çıplaktım. Patlama öyle şiddetliydi ki, sanki yüzlerce iğne vucuduma saplanıyordu. Patlama birinci ve ikinci katların duvarlarında büyük gedikler açmıştı. Toz ve yıkıntılar sebebiyle odanın içini neredeyse hiç göremiyordum. Fotoğraf makinemi ve askeriyenin dağıttığı elbiseleri yıkıntıların altından çekip çıkardım ve giyindim. Ya gazeteye ya da askerî merkeze gitmeği düşünüyordum. Patlamadan sonra kırk dakika kadar geçmişti. Miyuki Köprüsü’nün yanında bir polis kulübesi vardı. Oradaki kurbanlar Hiroşima Kız Ticaret Okulu’nun ve 1. Hiroşima Lisesi’nin orta sınıf öğrencileriydi. Binaları boşaltmaları istenmişti ve bomba patladığında oradaydılar. Bombanın ısı dalgalarına doğrudan mârûz kalmışlar ve derilerinin her yeri kabarmıştı; yüzlerinde, sırtlarında, kollarında, omuzlarında top büyüklüğünde kabarıklar vardı. Bu kabarıklar patlıyor ve derileri pul pul, parça parça dökülüyor, sarkıyordu. 



Çocukların bazılarının tabanları yanmıştı; bu çocuklar kaçmak için evden, ayakkabılarını bulamadan fırlamış ve kızgın yollarda koşmuştu. Bütün bunları görünce fotoğraf çekmek niyetiyle fotoğraf makineme yapıştım ama tetiğe bir türlü basamadım, gözümün önündeki sahne fecîydi. Her ne kadar ben de aynı bombanın kurbanıysam da, ben cam kırıklarının sıyrıklarıyla hafif yaralanmıştım ama bu insanlar ölüyordu. Manzara o kadar vahşîydi ki makinemin tetiğine bir türlü basamıyordum. Orada yirmi dakika kadar kala kaldım öylece, sonunda bir fotoğraf çekecek kadar cesâretimi topladım. Sonra bir fotoğraf daha çekmek için dört ya da beş metre kadar yürüdüm. Bugün bile hâlâ bakacın göz yaşlarımdan sırılsıklam olduğunu hatırlıyorum. Herkesin bana bakıp, “Bize yardım getireceğine fotoğraf çekip duruyor!” diye sinirlerdiğini hissediyordum. Tetiğe basmalıydım ve sonunda cesâretimi toplayarak ikinci fotğorafı da çektim. O insanlar benim katı yürekli olduğumu düşünmüştür. Sonra, Kamiya-ço’nun köşesini henüz dönmüş bir tramvay gördüm. Tramvayın içinde yolcular vardı. Tramvayın basamaklarına çıkarak vagonun içine baktım. Vagonun ön tarafında on beş ya da on altı ceset birbirinin üzerine uzanmış yatıyordu. Kamiya-ço bombanın patlama mekezine çok yakındı, merkezden iki yüz metre kadar uzaktaydı. Yolcular çırıçıplaktı. Şoka girdiğinizde titreyeceğiniz ve saçlarınınzın diken diken olacağı söylenir, ben bunu yaşadım bu manzarayı görünce. Fotoğraf çekmek için aşağıya indim ve fotoğraf makinemi elime aldım. Bu ölmüş ve çıplak insanlara o kadar acıdım ki! Bu fotoğraflar gelecek nesillere kalacaktı, fotoğrafı çekemedim. O günlerde zâten gazetelerde cesetlerin fotoğraflarını yayımlamamıza da izin verilmiyordu. Sonra, etrafta dolandım. Patlamanın tüm şiddetini yaşayan kısnımı dolaştım şehrin. Üç saat kadar dolaştım. Ama, patlamanın o merkezinin tek bir fotoğrafını çekemedim. Askeriyenin ve başka gazetelerin fotoğrafçıları da vardı orada. Ancak, hakikat şudur ki, hiçbiri patlamanın nasıl bir vahşete yol açtığını anlatabilecek bir fotoğraf çekemedi. İftihar etmiyorum ama hiç değilse beş fotoğraf çekmişliğim benim tesellimdir.”

          Matsuşige o gün o bölgede yaklaşık sekiz saat geçirdi. Hemen hemen iki buçuk kilometre uzaklıktaki evine dönünce çektiği fotoğrafları hemen banyo edemedi, muhtemelen içinde bulunduğu hâleti-i ruhiyye buna müsaait etmedi. Bu da târihin kahramanlara ve gelecek nesillere yardımıydı, zirâ o anda havada bulunan ışıma filmleri yakabilirdi. Matsuşige, filmleri yirmi gün sonra çok ilkel şartlarda banyo etti ve yıldızlı gökyüzünün altında bir ağacın dallarına kurumaları için, astı filmleri. Fillmleri o dala asarken ileride üzerine atom bombasının bulutlarının çöktüğü ve karanlıkta yitip gitmiş Hiroşima’ya bir kez olsun bakıp bakmadığını bilmiyoruz. Matşuşige’nin o sabah patlamadan sonra kendini toparlayarak evinden çıktığında yanına aldığı hepsi hepsi, beheri on iki pozdan, yirmi dört pozluk iki filmle ancak çektiği yedi fotoğraftan sağlam kalan o beş fotoğraf dünya tarhinde medeniyetin tek seferde en büyük kıyımını ilk kez başarmasının ilk belgeleriydi. Ya çekilemeyen 19 fotoğraf…? Birleşik Amerika Devletleri, Japonya üzerindeki işgâline son verdiği 1952 senesine kadar, Hiroşima ve Nagasaki’ye attığı atom bombasına dâir fotoğrafların yayımlanmasına müsaade etmedi. 




           Aynı amaçla bir Japon gazetesi tarafından Amerika'nın birer atom bombasıyla vurduğu Hiroşima ve Nagasaki kentlerine fotoğraf çekmesi için gönderilen 30 yaşındaki Eyichi Matsumoto bu kıyımın kurbanı olanlara "Bu büyük acınızı fotoğraflamama müsaaed edin, lûtfen!  Yaşadığınız bu mahşeri, insanlara tek bir söz bile etmeden anlatmak istiyorum." diyordu. Nagasaki'deki yıkımın fotoğrafların çekmeğe çalışırken sokaklarda yakılmış ateşleri uzaktan görünce bunların toplu yemek pişirmek için yakılmış ateşler olduğunu zannediyor fakat ateşlerin etrafında toplanmış kalabalığa yaklaştığında bu ateşlerin bombaların kurbanlarını yakmak için yakılmış ateşler olduğunu anlıyordu.

A family cremating its dead in Nagasaki in September 1945.
Ölen aile fertlerinin cesetlerini yakan bir aile. Nagasaki, Eylül 1945. Fotoğraf : Eyiçi Matsumato (Eiichi Matsumoto).
    
          Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarının sebep olduğu hasarı tespit etmek için Birleşik Amerika Ordusu tarafından bu şehirlere gönderilen bir fotoğrafçı da Co Odannıl (Joe O’Donnell) idi. Odannıl, iki fotoğraf makinesi kullanmış, biriyle ordu için fotoğraf çekerken diğeriyle kendi için fotoğraf çekiyordu. Şâhit olduğu vahşet sebebiyle kendi çektiği fotoğrafları banyo ettikten sonra bir kutuya koydu ve yıllarca o fotoğraflara bir daha hiç bakmadı. 



Atom bombası sebebiyle ölmüş kardeşini uzak bir mesafeden ceset yakma merkezine getiren Japon çocuk.
Fotoğraf : Co O'Dannıl (Joe O'Donnell).


           Elli yıl sonra o fotoğraflara bakabildi ve fotoğrafları görür görmez 1995 senesinde çekirdeksel silâhların yayılmaması için yürütülen faaliyetlere katılmağa başladı. Bu fotoğrafları Japonya’da 1995 senesinde ve Birleşik Amerika Deletleri’nde 2005 senesinde birer kitap hâlinde yayımladı. Odannıl’ın fotoğrarfları 1995 yılında, Birleşik Amerika Devletleri Uzay ve Havacılık Müzesi’nin Hiroşimaya atom bombasını atmakta kullanılan, Enola Gey (Enola Gay) adı verilen uçağı teşhir etmesinin öncesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde tartışmalara sebep oldu. Her ne kadar fotoğraflar atom bombasının yarattığı vaheşeti segilese de, fotoğrafların ve fotoğralara eşlik etmek üzere başkaları tarafından yazılan yazıların Japonlar’ın saldırganlığını ve sebep olacağı Amerikalı askerlerin ölümlerinin sayısını göz ardı ettiğini iddia etti savaşa katılmış Amerikalılar.

          Amerikalılar ise atom bombasını hemen hemen sadece mantar bulutu olarak algılıyorlardı. İki şehrin zarar gördüğünü tahmin edebiliyorlar fakat bu hasarın boyutundan bîhaberdiler. Japonya'nın böyle vurulmasının savaştan bıkmış Amerikalılar'ı rahatlatması da Amerikalılar'ın bu tavrı takınmasında pay sâhibiydi. Vurdukları yerdeki kurbanlarını ânınnda buharlaştıran bu bombaların mahşerinden kurtulabilen Japonlarsa yaşadıklarını "ışık patlaması" olarak tanımlıyorlardı; çünkü ne olduğunu, başlarına ne geldiğini anlamamışlardı. Savaştan sonraki Soğuk Savaş döneminde televizyonlardan Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atılmış bu bombaların mantar bulutlarının estetik görüntüleri binlerce defa yayımlanırken bu bombaların kurbanı olmuş Japonların patlamaları "ışık patlaması" olarak adlandırdıklarından pek de bahesdilememişti, oysa.

          Matsuşige, bu gün zaman zaman o gün daha fazla fotoğraf çekmesinin bu gün çekirdeksel silâhların ne kadar zararlı olduğunun anlaşılmasında daha da faydalı olacağını düşünmesine ragmen o gün ancak yapabileceğini yaptığını ve çekebileceği kadar fotoğraf çektiğini, şâhit olduğu vaşet ve yıkım karşısında daha fazla fotoğraf çekemediğini söylüyor. Matsuşige, çekirdeksel silâhlanmaya karşı seferberlik düzenleyen kuruşluşların fotoğraflarını bedelsiz olarak kullanmasına müsaade ediyor.

“     Savaş esnâsında her gece hava akını olurdu. Savaş başladıktan sonar kıtlıklar oldu. Bu zorlukları yaşamış olanlarımız, çocuklarımızın ve torunlarımızın aynı dertleri yaşamamasını diliyoruz. Yalnızca kendi çocuklarımızın ve torunlarımızın değil, gelecekti tüm nesillerin böyle bir trajedi yaşamamalı. İşte bu yüzden, gençlerin bizim anılarımızı dinlemesini ve doğru yolu, barışa götüren yolu, tericih etmelerini istiyorum.

          Atom bombalarını Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atılmalarının 75. yılında bu vahşeti, bu güne kadar hemen hemen hiç ya da pek ender teşhir edilmiş fotoğrafları biraraya getirerek yayımlamak sûretiyle çok daha iyi anlamamızı sağlayan bir kitap Teksas Üniversitesi tarafından Işık Yalımı Alev Duvarı (Flash of Light, Wall of Fire) adıyla bu ay yayımlanmıştır.


Cover of Flash of Light, Wall of Fire


Kaynaklar :
“Yoşite Matsuşige’nin İfâdesi (Testimony of Yoshite Matsuşige, erişim : https://www.inicom.com/hibakusha/yoshito.html , 06.08.2018, 19:16.

“85 Yaşında Ölen Co O’Dannıl Uzun Süre Önde Gelen Bir Fotoğraçıydı (Joe Donnell, 85, Dies; Long a Leading Photographer)”, Doglıs Martin (Douglas Martin), Nevyork Vakitleri (Newyork Times) gazetesinin internet yöresi, 14 Ağustos 2014, erişim : https://www.nytimes.com/2007/08/14/washington/14odonnell.html , 6 Ağustos 2018, 19:25.

“Cehennemden Fotoğraflar (Images from Hell”, )”, Greg Miçıl (Greg Mitchell), Vaşington Postası gazetesinin internet yöresi, 6 Ağustos 1985, erişim : https://www.washingtonpost.com/archive/lifestyle/1985/08/06/images-from-hell/eaa3650b-681f-43f8-8644-55997a73b398/?utm_term=.1d58de41ff10 ,       6 Ağustos 2018, 19:25.

Yoşite Matsuşiğe (Yoshite Matsuşige), Atom Mirası Vakfı (Atomic Heritage Foundation)’nın internet yöresi, erişim : https://www.atomicheritage.org/profile/yoshito-matsushige , 6 Ağustos 2018, 19:32.

Atom Bombaları Patladıktan Sonra Bu Fotoğrafçılar Mantar Bulutlarının Altında Çalıştılar (After Atomic Bombings These Photographers Worked Under Mushroom Clouds), Mayk Ayvs (Mike Ives), Niyork Tayms (New York Times) internet yöresi, erişim :





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder