27 Eylül 2020 Pazar

KADRAJIN YAMUĞU | BİR MASTÜRBASYONUN FOTOĞRAF SERGİSİ.



Ziya Şefik Atun, 26 Eylül 2020, FT.B. : 295.

 

 

         

          Sinema sanatında devrim yaratmış İtalyan film yönetmeni FEDERİKO FELLİNİ (FEDERICO FELLINI)'nin bu yıl yüzüncü doğum yılı. Federiko Fellini yüz yaşında. Büyük yönetmenin 100. yaş yılı pek çok ülkede yönetmene ve eserlerine dâir etkinliklerle anılmakta bu yıl. Istanbul'da İtalyan Kültür Derneği'nin Fellini'nin filmlerinden derlediği FELLİNİ'YLE 7 GÜN film gösterimi ve yine İtalyan Konsolosloğu önderliğinde ve destekçi kululuşların katkısıyla Taksim Sanat Galerisinde açılan PAUL RONALD'IN YAYIMLANMAMIŞ FOTOĞRAFLARIYLA FELLİNİ'NİN 8½'U adlı fotoğraf sergisiyle bu kutlama seferberliğine katılıyor. Biz de adı geçen fotoğraf sergisini ve bir nebze de olsa Fellini'yi bu fotoğraf sergisi bağlamında ele alarak kendimizce kutlamalara katkıda bulunmak istedik.

    Fottoğraf : Ekrem Koray Berkin.


      FEDERIKO DOMENIKO MARÇELLO FELLINI (FEDERICO DOMENICO MARCELLO FELLLINI) 20 Ocak 1920 târihinde İtalya'nın Rimini kasabasında orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur.  İlkokul eğitimini bir râhibe okulunda gördükten sonra eğitimine lâik okullarda devam etmiştir. Çocukluğunda, okuldan ve derslerinden arta kalan vakitlerini genellikle çizgi mecmualar okuyarak ve kukla gösterileri için çizimler yaparak geçirmiştir. Çocuklara hitâp eden bu çizgi romanların kahramanları, İkinci Dünya Paylaşımı Savaşı'ndan sonra bütünüyle Birleşik Amerika Devletleri'nin (B.A.D.) tahakkümü altına girmiş olan Batı Avrupa'nın pek çok ülkesinde olduğu gibi İtaya'da da Amerikalı çizgi roman kahramanlarının bire bir aynısı veya taklidiydi.  Fellini bu mecmualardan ne kadar çok etkilendiğini LA STRADA ve KADINLAR ŞEHRİ adlı filmlerinde açıkça sergileyecektir. 1926 senesinde sirk dünyasına dâir seyrettiği bir filmin çok fazla etkisi altında kalmış ve bu etki tüm yönetmenlik mesleği hayatı boyunca devam etmiştir. Dante'nin yönetmen üzerindeki etkisi de aynı mimvâldedir. Fellini 1926 yılında korku oyunlarıyla meşhûr Fransız tiyatrosu GRAN GİNOL (GRAND GUINOL)'u, İtalyan komedi sanatnın pantomim tipi PIERRO (PIERROT)'yu, sirk dünyasını ve İtalyan film yönetmeni ve oyuncusu GUIDO BRIGNONE'nin MACİSTE CEHENMEMDE (MACISTE ALLA INFERNO) adlı filmini keşeder. Yönetmen mülâkatlarında açık olarak, gösterilerin ve sirklerin kendisini her zaman sinemadan çok daha fazla etkilediğini söyleyecektir. Romayı ilk kez 1933 seneside ailesiyle ziyâret eder. 1937 yılında bir ressamla berâer bir portre işliği açar ve ilk makâlesi yayımlanır, karikatürcü ve komedi oyunları yazarı olmağa karar verir. Fellini daha sonra ne gösteri dünyasının oyunlarını ne de fillmleri seyerederken tiyatro ya da film  yönetmeni olmanın aklına dahi gelmediğini söyleyecektir. 1938 yılında Floransa'ya gider ve ilk karikatürü orada yayımlanır. 1939 senesinde Roma'da hukuk fakültesine, ailesinin bu fakülteye kayıt olmasını istemesi üzerine, kaydolur fakat derslere hiç devam etmez. Roma'da arkadaş olduğu ve yine ömrü boyunca onla dost kalacağı bir ressamla berâber para kazanmak için lokantalarda resim çizerler. Fellini bir mahallî dergide muhabirlik yapar fakat biteviye aynı haberleri yapmaktan bıkarak bu işten ayrılır. İlk makâlesinin yayımlanmasından dört ay sonra çok ünlü, onbeş günde bir yayımlanan bir dergide editör olarak işe başlar. 1939-1942 yılları arasında sürdürdüğü bu görevi ona sinema dünyasına girmesini sağlayacak temel ilikşkileri kurmasına imkân sağlar.  Fellini bu dönemde ilk senaryosunu yazar ve sinema dünyasını yavaş yavaş tanımağa ve bu dünyaya dâhil olmağa başlar. 1941 senesinde ARKADAŞIM PASKALINO adlı absürd mâcerâ hikâyelerin yer aldığı 74 sayfalık  kitabını yayımlar. Fellini, kendi yazdığı bir radyo tiyatrosu oyununda rol alan, tiyatro ve müzikal oyuncusu  ve ömrü boyunca evli kalacağı CÜLYETTA MASINA (GUILETTA MASINA)'yla 1942 senesinde radyo stüdyosunda tanışır. Libya'nın 1942 senesinde İtalya tarafından işgâl edilmesi üzerine orada çekilen bir propaganda filminin ekibinde görevlendirilir ve bu filmin ilk bölümünü yöneterek film yönetmenliğine adım atar. Tripoli'nin İngiliz kuvvetleri tarafından kuşatılması üzerine Sicilya'ya uçan bir uçağa binerek esir düşmekten kıl payı kurtulur. Bu heyecanlı mâcerâ Fellini'ye film yönetmenliğine adım atmasını sağlamasının yanı sıra Felli'nin celp emrinden muaf kalmasını da sağlamıştır. Fellini ve Cülyetta,  30 Ekim 1943'de evlenirler. 1945 senesinin Mart ayında doğan oğulları bir ay sonra hastalıktan ölür. Roma'nın 1944 senesinde faşit yönetimden kurtulması üzerine Fellini ve bir ressam arkadaşı Roma'da Amerikalı askerlerin portrelerini çizerek para kazandıkları bir dükkân açarlar. Ünlü İtalyan film yönetmeni ROBERTO ROSSELİNİ, Fellini'yi bu dükkânda tanır. Rosselini, Fellini'ye, o zaman çekim aşamasında olan ve sonradan ROMA AÇIK ŞEHİR adıyla ünlenecek filmin seneryosunun yazılmasına yardım etmesini teklif eder ve Fellini'den oyuncu ALDO FABRIRI'yi, Fellini'nin Fabriri'yle dost olduğunu bildiğinden, filmde,  oynaması için iknâ etmesini ister. Fellini 1947 yılında Roma Açık Şehir filminin diğer senaryo yazarı SERCİYO AMİDEL (SERGIO AMIDEL) ile Oskar (Oscar) ödülüne aday gösterilir. Fellini artık Rosselini'nin yardımcı yönetmeni olarak çalışmakta ve bâzı sahneleri tek başına çekmektedir. Fellini 1948 senesinde, karısı Cülyetta'yla bir tiyatro oyununda oynayan genç tiyatro oyuncusu MARÇELLO MASTROYANNİ (MARCELLO MASTROIANNI)'yle tanışır. Mastroyanni, Fellini'nin sinemada devrim yaratacak filmleri TATLI HAYAT (LA DOLCE VITA) ve baş eseri 8½ filmlerindeki harika oyunculuğuyla Fellini'nin alter-egosu olacaktır. Fellini 1950 yılına kadar önemli filmlerin ortak senayo yazarı ve yardımcı yönetmeni olarak çalışır. 1950 senesinde ortak yapımcısı olduğu bir filmin ticârî  felâket olması sebebiyle yapıncı şirket iflâs edince Fellini çok uzun süre borçları ödemekle uğraşır. Fellini, Serciyo Amidel ve Rosselini aynı yıl Oskar ödülüne aday gösterilirler. Yapımcı KARLO PONTI (CARLO PONTI), ilk taslağı MİKALENCELO ANTONİYONİ (MICHELANGELO ANTONNIONI) tarafından yazılmış BEYAZ ŞEYH'in seneryasonun yazılması işini Fellini ve TÜLYO PİNELLİ (TULLIO PINELLI)'ye verir. Fellini'nin ENNİYO FLAYANO (ENNIO FLAIANO)'yla berâber üzerinde çalıştıkları film Kan Film Şenliği'nin yarışma bölümüne seçilir ve Uluslar  Arası Venedik Film Şenliği'nde gösterilir. Fellini'nin yönettiği AYLAKLAR (I VITELLONI) adlı film 1953 yılında Uluslar Arası Venedik Film Şenliği'nde gümüş arslan ödülünü kazanır. Bu ödül sâyesinde Fellini ilk defa uluslar arası dağıtımcılarla çalışmağa başlar. Fellini 1954 senesinde LA STRADA adlı filmini çeker. Filmin çekiminin son üç haftasında şiddetli bir ruh çöküntüsüne mârûz kalır ve tedâvî görür. Film şiddetli yergilere muhatap olunca ticâreten başarılı olamaz ve bu sebeple uluslar arası dağıtımcılar filmi 1964 senesine kadar satmaz. Fellini 1956 yılında KABİRİYA GECELERİ (NIGHTS OF CABIRIA) adlı filmini çeker. Bu film yabancı dilde en iyi film Oskarını kazanır ve Kan Film Şenliği'nde Cülyetta Masina'ya en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırır. 

     Roma'da bir gece kulübünde AYŞE NANA adlı bir Türk dansözün aniden soyunması ve ANİTA EKBERG 'in Trevi Çeşmesi'nin havuzunda ünlü set fotoğrafçısı Pierluici Praturlan (Pierluigi Praturlan) tarafından iki yıl önce tesâdüfen çekimiş fotoğraflarının Fellini'nin zihninde bir araya gelmesiyle birlikte,  1956 senesinde gerçekten yaşanmış bir Hz. İsa heykelinin helikopterle Aziz Peter meydanına taşınması sahnesiyle başlayan; Mastroyanni ve Ekberg'in Trevi çeşmesinin havuzundaki öpüşme sahnesiyle hafızalara kazınan; bir gece âlemiyle devâm eden ve bir sâhilde dev bir balık garabetiyle biten; yozlaşmış İtalyan toplumunu o hayâtın içinde bir hafta geçirerek o hayâta dâhil olan bir paparazziyi esas alarak anlatan TATLI HAYAT (LA DOLCE VITA) filminin ana teması Fellini'nin zihninde canlanmıştır. Fellini filmi 1960 senesinde çeker. Filmin büyük bir ticârî başarı sağladı. Fakât. hâkim sınıf filmden ürkmüştü. Film Vatikan tarafından şiddetle eleştirildi ve sansürlenmesi istendi ve film İtalya'da sansürlendi. Filmi özel dâevetlilerin seyrettiği bir gösterimde, dâvetlerinin bir kısmının beğenileri ifade ederken bir kısmının da filmi yuhalamaları esnâsında filme para yatıran patronlardan biri Fellini'ye tükürdü. Film mecliste sağcılar tarafından şiddetle eleştirilirken, Hiristiyan Demokrat Parti filmin tartışmalı içriğine hoşgörüyle yaklaşılması istiyordu. Bâzı dinî dernekler ve seçkinlerin üye olduğu dernekler de filmin sansürlenmesinden yana tavır koydu. Belçikalı yazar Jorj Simenon (Georges Simenon)'un başkanlığını yaptığı seçici kurul filme Kan (Cannes) Film Şenliği'nin en önemli ödülü Altın Palmiye ödülüne lâyik gördüğünde Simenon, ödülü Fellini'ye takdim ederken, seyircilerin bir kısmı tarafından ıslıklanıyor ve yuhalanıyordu. 

      Fellini'nin 1960 senesinde çektiği TATLI HAYAT filmine kadar yaptığı diğer fillmleri yeni gerçekçilik akımı içinde çektiği filmler olarak kabûl edilir. Yönetmenin tamâmen iç dünyasına dönmesi 1960 senesinde Yungcu (Jung) psikanalist Dr. Ernst Bernhard ile tanışmasıyla başlar. Dr Bernhard'ın nezâretinde, bilincinden hepten kurtularak bilinçaltını keşfetmek maksadıyla L.S.D. kullanması da dâhil olmak üzere kendi iç dünyası üzerinde çalışmaya başlar. Dr. Bernhard yönetmene rüyalarının ve hayallerinin notlarını tutmasını ve resimlemesini, çizmesini ve I Çing (I Ching)'i incelemesini tavsiye eder. Bu notlar daha sonra kitap olarak yayımlanacaktır. Fellini bu dönemde Yung psikolojisini kuramsal olarak da inceler. Fellini, Yung psikolojisinin ortak bilinçaltı, arketip, şahsîleştirme kuramlarından etkilenir ve bu kuramlardan bundan sonraki filmlerinde faydalanır. Kabaca, ortak bilinçaltı insanların tümünün bilinçaltında yatan, her bireyde ve toplumda, farklı tezâhürleri de olsa, duyguları, anıları, kalıpları vb.; arketip yine tüm toplamlarda ortak olan kahraman tiplerini, ki bu tipler mitolojilerde, destanlarda, masallarda, halk hikâyelerinde görülebilir ifâde etmektedir. Şahsileştirme de, ortak bilinç altının ve arketiplerin bireyin rüyaları ve hayalleri vasıtasıyla harmanlanması sonucu bireyin kendi duygusu, düşüncesi, hayâli, düşü, rüyâsı olarak ortaya çıkarak bireyselleşmesidir.

     1960 senesindeki Kan Film Şenliği sinema târihinde âdeta bir meydan muhârebesiydi. Yerleşmesi uzun zaman sürmüş ve terkedilemeyeceği düşünülen klasik sinema dili, bu şenlikte Belçikalı yazar Jorj Simenon'un başkanlık ettiği seciçi kurul tarafından Altın Palmiye ödülünün Felli'nin TATLI HAYAT filmine vererek bu muhârebenin muzafferini Fellini olarak ilân etmiştir. Aynı seçici kurul, seçici kurul özel ödülünü  Antoniyoni'nin L'AVANTURRA filmine vererek ve ASKERİN TÜRKÜSÜ (BALLAD OF A SOLDIER) adlı filmi de ödüle lâyık görerek sinemanın rotasını modernizme doğru kırmıştır. Bu kadar büyük bir başarıya imza atmış Fellini yine huzursuzdur bu filmiden sonra. "Yeni yapacağı film Tatlı Hayat'dan daha başarılı olabilecek midir? Yeni çekeceği filmin Tatlı Hayat'tan daha başarılı olabilmesi için ne yapması lâzımdır? Bu film nasıl bir film olmalıdır?" benzeri sorular yönetmenin kafasını kurcalamaktadır. Aynı soruları sinema dünyası da, fırsat bulduğunda doğrudan, yönetmene sormaktadır. Yeni filmin 1962 senesinin baharında çekilmesine  karar verilir ve Fellini filmin kesinkes bitirileceği târihi içeren bir sözleşme imzalar. Yönetmen filmin konusuna ve de baş rol oyuncusunun filmdeki mesleğine karar veremememiştir. 1962 senesinin bahar mevsimi gelmiş, film ekibi sette toplanmıştır. Sinesitta (Cinecitta)'daki bürosunda oturan Fellini çoktandır kendi için başedilemez bir sorun haline gelen bu meseleyi aşamayacağına kanaat getirerek, kendisiyle sıkı bir söleşme imzâlamış olan filmin yapımcısı Rizzoli'ye filmin ucunu elinden kaçırdığını ve bu sebeple filmi çekemeyeceğini bildiren bir mektup yazmağa başlar. Bu esnâda baş makinist Felli'nin bürosuna girerek film ekibi olarak aşağıda, sette, filmin çekilmesine başlanmasını kutlamak için toplandıklarını ve onu beklediklerini söyler. Fellini yazmakta olduğu mektubu bir kenara bırakır ve aşağıya, sete, film ekibinin yanına iner. Film ekibine ne söyleyeceğini bilememesi onu çok utandırmaktadır. Film ekibiyle birlikte kutlama için kadehini kaldırdığı anda, Fellini'nin anlatımına göre, bir anda her şey yerli yerine oturur : Kendisi gibi nasıl bir film çekeceğini bilmeyen, filminin ucunu kaçırmış bir film yönetmenini anlatacaktır filminde! Filmin çekilmesine 9 Mayıs 1962 günü başlanır. Sette her şey Fellini tarafından doğaçlama ve anlık olarak idâre edilmekte, film an be an yaratılmaktadır. Filmin çekilmesi 14 Ekim 1962 günü biter. Sesler sonradan stüdyoda ayrıca kaydedilir ve filmin müzikleri NİNO ROTA tarafından bestelenir. 8½ filmi Fellini'nin düşlerinden, rüyalarından, çoukluğundan, çocukluğunda okuduğu ya da duyduğu hikâyelerden, masallardan faydanılarak oluşturulmuş bir kolajdır. Fellini filmlerinin konularının doğrudan bu anı, hayal ve düşlerden seçilerek yapıldığını her zaman reddetmiş, bunlardan filmlerinde yarattığı sahneleri kurgulamak için faydalandığını hep söylemiştir. Filmde düşle gerçek, hayalle gerçek an be an ya bir biriyle iç içe geçmekte ya da bir birinin yerine geçmektedir. Film, Yung psikolojinsinin ana kavramlarından biri olan ve insanın karanlık tarafını ifâde eden gölge ilkesini vurgulamak için ton zıtlığı yüksek siyah-beyaz olarak çekilmiştir.  Kamera, filmdeki nasıl bir film çekeceğine karar veremeyen yönetmenin gözü hâttâ zihni olarak kullanılmıştır. Aktörlerin konuşurken çıkardıkları sesler bazı sahnelerde dudak hareketlerini takip etmiyordu ve hüzünlü, ağır müziklerin eşlik etmesinin, alışılageldiği üzere, mantıklı olacağı sahnelerde bu sahnelerin ruhuna uygun olmayan hareketli, canlı müzikler kullanılmıştı. Klasik film kuramına aykırı bu uygulamaları Fellini yabancılaştırma etkisini yaratmak için kullanmıştı. Film gösterildiğinde büyük etki yaratmış, beğenenleri olduğu kadar beğemeyenleri de olmuştur. Filmi yerenler esas olarak filmin anlaşılmazlığını ileri sürmeşlerdi. Hâlbuki, bir balığın hikâyesini anlatırken bile aslında kendi hikâyesini anlatan Fellini'nin anlaşılması için değil hissedilmesi için bu filmi çektiğini idrâk edebilselerdi...!

     Fellini'nin sineması, dehâsı ve 8½ filminden sonraki hayatı ve eserleri, esas amacı bir fotoğraf sergisini anlatmanın yanı sıra serginin önemini vurgulamak olan yazımız için elzem bu uzun girişi daha da uzatarak bizi amacımızdan saptıracağından, o kısmı yazımızı okuyanların araştırma isteklerini de teşvik ederek, bir kenara bırakıyor ve asıl konumuz olan PAUL RONALD'IN YAYIMLANMAMIŞ FOTOĞRAFLARIYLA FELLİNİ'NİN 8½'U adlı sergiye dönüyoruz. POL FELE RONAL (PAUL FELLET RONALD) 17 Ekim 1924 târihinde esnaf bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. İkinci Dünya Paylaşımı Savaşı esnâsında Nis (Nice)'e taşındığında ünlü görüntü yönetmeni G.R. Aldo ile tanıştı. 1946 senesinde Aldo'ya JEAN KOKTO (JEAN COCTEAU)'nun GÜZEL VE ÇİRKİN (LA BELLE ET LA BETTE) adlı filminde asistanlık yaparken film seti fotoğrafçılığına başladı. Aldo'yla çalışmalarını devâm ettirdikten sonra Ronald eşiyle berâber İtalya'ya yerleşti ve İtalya'nın en kıymetli film seti fotoğrafçısı olarak pek çok filmde neredeyse tanınmış yönetmenlerin hepsiyle çalıştı. Eşinin 1993 yılında vefâtı üzerine Fransa'ya yerleşti ve orada 13 Ocak 2015 târihinde vefât etti.

 

 

 Pol Ronal

     Fellini'nin bizzat dâvetiyle 8½ filminin resmî set fotoğrafçısı olan Ronal, filmin çekilmesi esnâsında 2200 adetten fazla negatif ve 250 adet diyapozitif çekmiştir. Sergide yer alan fotğraflar Ronal'ın bu arşivindeki daha önce yayımlanmamış fotoğraflarından seçilmiştir. Sergideki fotoğraflar, Fellini'nin tek başına ya da topluluk içinde ön planda olduğu;  filmin erkek baş rol oyuncusu Marçello Mastroyanni'nin tek başına ya da topluluk içinde ön planda olduğu; film setini ve hareketli sahneleri gösteren; Fellini ve Mastroyanni'yi başbaşa ve genellikle yakından gösteren; film ekibini, figüranları ve misâfirleri gösteren fotoğraflar ve kadın oyuncuların ve Mastroyanni'nin renkli fotoğrafları olmak üzere altı kümede sınıflandırılmış.

     Fellinin düş dünyasını, hayal âlemini ve hatırâlarının âteda zaman ve mekân dışı bir kolajı olarak doğaçlama çektiği filmin bir düş âlemini yansıtan setini de Rolan fotoğraflık olarak çok iyi değerlendirmiş. Fellini'yi ve Mastroyanni'yi tek başlarına ve berâber gösteren fotoğraflarda yönetmenin ve oyuncunun gerilimi hissedilirken aynı gerilimin kadın oyuncuların fotoğraflarında hissedilmemektedir. Fellini'nin filmin tek yaratıcısı olması ve büyük bir işe soyunması sebebiyle hayli gerilmiş olması muhakkaktır. Mastroyanni'nin de Fellini'ye yakınlığından ve filmin sinema târihinde bir devrim olacağını hissetmiş olması neticesinde ne kadar büyük bir işe dâhil olduğunu farketmiş olmasından dolayı gerildiğini tahmin ediyoruz. Mastroyanni'nin Fellini'nin pek çok filminde oynadığını ve yönetmenin alter egosu hâline geldiğini söylemiştik. Her ne kadar Fellini alter-ego yakıştırmasının zırva olduğunu söylese de, yönetmenle oyuncu arasındaki bu gerilimi en iyi yansıtan fotoğraf ikisini karşılıklı ama yanyana, sallanan koltuklarda oturmuş olarak gösteren, siyah-beyaz fotoğraftır kanaatimizce. 

 

 

    Fellini beyaz gömlek giymiş ve siyah kravat takmış hâlde, Mastroyanni siyah takım elbise içine beyaz gömlek giymiş ve siyah kravat takmış hâlde karşılıklı ama yanyana ve birbirlerine bakmadan oturmaktadırlar bu fotoğrafta. Fellini, âdetâ, beyaz gömleğiyle bu filmde ruhunu, düşler âlemini, rüyalarını apaçık ortaya serdiğini ifâde etse de siyah kravatıyla o âlemin, ruhun küçük de olsa bir parçasının yine de kendinde saklı kaldığını; Mastroyanni ise, âdetâ, siyah takım elbisesiyle Fellini'nin yansıtmasını istediği o ruhu, o âlemi, o alemin ifâdesi olan beyaz gömleğinin temsil ettiği küçük bir parçası hâriç, yansıtamadığını anlatmaktadır âdeta. Bu fotoğrafta yönetmen ve baş rol oyuncusu sanki bir siyah beyaz negatif film karesi gibidir. Mastroyanni'nin beyaz gömlek üzerine taktığı siyah kravat ise, oyuncunun, yönetmeninin yansıtabildiği o küçücük iç dünyasının bir parçasını da yansıtamadığnı göstermektedir. Yönetmen ve oyuncunun hem birlerine zıt renklerdeki kıyafetleri hem de beyaz gömlek üzerine siyah-kravat takarak oluşturdukları kıyafetleriyle hem her birinin kendi kendilerine ve hem de bir birlerine kıyâsen birer  bir ying-yang olduklarını ifâde etmektedir sanki.

     Kadın baş rol oyuncusu Eme Anuk (Amee Anouk)'un, diyapoizitif olarak çekildiğni düşündüğümüz portresi  kanâatimizce kadın oyuncuların fotoğrafları arasındaki en iyi fotoğraftır. 

 

 

 

     Fellini'yi, bir merdivene tırmanmış kostüm ve set tasarımcısı PİYERO GERARDİ (PIERO GHERARDI)'yle beraber hamam sahnesinin setini incelerken gösteren fotoğraf setin arka planınındaki yaratıcı emeği en iyi gösteren fotoğraflardan biridir.  

 

 

 

     Guido'yu, bir açık hava kafesinde ayaklarını masaya dayamış ve kollarını gösünde kavuşturmuş hâlde gösteren, tatlı bir uzalıktan çekilmiş fotoğrafı, Guido'nun karısıyla kafede otururken bir faytonla sevgilisinin gelmesi üzerine kendini okuduğu gazetenin arkasına saklaması ve bu ilişkiyi bilen karısının iğneleyen sözlerinden sonra karısıyla sevgilisinin barıştığnı ve çok iyi anlaştıklarını hayâl ettiği sahneden bir fotoğraftır.  Fellini'yi, bu sahneyi izleyen sahne olan Guido'nun haremi sahnesinin çekilmesi esnâsında ya da öncesinde kameranın başındayken gösteren ve yukarıdan çekilmiş fotoğraf yine seti ve yaratıcı emeği en iyi sergileyen diğer bir fotoğraftır. Filmin bu kısmında Guido hayatındaki tüm kadınlarla yüzleşmekte ve onlarla sûlh ilân etmektedir. Mastroyanni'yi siyah takım elbisesi ve beyaz gömleği içinde, siyah kravatı ve boynundan gevşekçe sarıktılmış atkısıyla hafif öne eğilmişken işâret pramağını siyah gözlük çerçevesinin burun köprüsüne ve parmaklarını çenesine ve yanaklarına dayamış olarak ileriye, hayalinde canlandırdığı ideal kadını ilk gördügü andaki pozunu gösteren ve âdeta filmin âlemet-i fârikası haline gelmiş ve hâfızalarımıza kazınmış sahnesinin  poz verdilerek çekilmiş bir çeşitlemesi olan fotoğraf hem bir siyah-beyaz fotoğraf hem de bir film seti fotoğrafı şâheseridir. Filmdeki ne çekeceğini bilmeyen, hem karısı hem de sevgilisiyle anlaşamayan Guido'nun tahayyül ettiği ideal kadını  Kladyo Kardinale (Claudia Cardinale) canlandırmaktadır. Guido bu ideal kadınına, hayâl mahsûlü olduğu için, filmde ulaşamamış olsa da, Fellini'nin aynı kadının gerçek hayattaki versiyonuna  bir mânâda ulaştığını Kardinale'yi sette Felli'nin kucağına oturmuş hâlde gösteren fotoğrafının önüne geldiğimizde hafif bir gülümsemeyle tahmin edebiliyoruz, "Günâhı boynumuza!" demeği ihmâl etmeden.  Kanaatimizce, bu fotoğraf, bizi filmin hayalin ve düşlerin gerçekle yer değiştirdiği ya da bir birleriyle iç içe geçtiği o büyülü dünyasından,  gerçeği vurgulayarak sıyıran, hınzır bir fotoğraftır.

 

 

 

     Federiko Fellini'yi bir sahne projektörünün ışığı önünde aydınlanmış olarak yandan gösteren fotoğraf aslında her fotoğrafçının çekmek isteyeceği bir pozdur. Biz bu fotoğraf için de, bundan önceki fotoğrafları yorumlarken kendimizi Fellini gibi olabildiğince serbest bırakarak yorumladığımız üzere, Felini'nin bu fotoğrafta ilâhi ya da mistik bir ışıkla aydınlandığını söyleyebiliriz. Fellini'yi çok iyi tanıyan Ronal'ın yönetmenin bu fotoğraflarını onun hâlet-i ruhiyyesini yansıtmak için özellikle çektiğini ve bu fotoğrafları çekmeden önce bu pozları zihninde tasarlamış olması kuvvetle muhtemeldir.


      Kanatimizce, sergideki en önemli eksiklik filmin "gül goncası" olarak kabûl edilebilecek  ANA NİSİ MASA sahnesinin fotoğrafıdır. Ronal kadar tecrübeli bir fotoğrafçının bu sahnenin fotoğrafını çekmemiş olduğuna ihtimâl vermiyoruz.

     Fotoğrafları teknik olarak değerlendirmediğimiz dikkâtiniziden kaçmamıştır. Bu fotoğraflarda bazı teknik kusurlar bulmak için çok da çaba sarfetmesi gerekmez, bilhassa gününüzün fotoğrafları piksel piksel incelemeğe ve kusur bulmağa hayli yatkın bazı fotoğrafçılarının. Bizce, bu fotoğraflar artık târihi bir belge niteliğini kazınmış olduklarından teknik tenkide mâruz bırakılmaları abesle iştgâlden başka bir iş değildir. 

     Bu uzun yazının sonuna geldiğimizde, "Bu kadar bilgiyi daha özet bir şekilde yazamaz mıydık?" diye düşünürken, ünlü İtalyan yazar Dino Buzzatti'nin 8½ filmini "bir dehanın mastürbasyonu" diye tanımladığını ve Fellini'nin bir kaç yıl sonra verdiği bir mülâkatta film yapmağı "düşünsel bir mastürbasyon" olarak açıkladığını hatırladık. Bizim de, filmi ergenlik çağımıza nazaran daha iyi anlayabileceğimiz yaşlarımızda, adını tam olarak koyamasak da, benzer bir kanıyla seyrettiğimiz bu mastürbasyonun perde arkasının fotoğraflarını bu sergide görmenizi, mastürbasyonun aslını Istanbul'daki İtalyan Kültür Merkezi'ndeki  Fellini'yle 7 Gün adlı film gösterimlerinde, Kültür merkezinin güzel sinema salonunun büyük perdesinde seyretmenizi tavsiye ederiz.


Kaynaklar :

Rekin Teksoy'un Sinema Tarihi, 2. Cilt, Oğlak yayımmcılık , Bilimsel kitaplar dizizsi,  : Sinema, 2005.

 "Fedekerico Fellini",  https://en.wikipedia.org/wiki/Federico_Fellini ,  erişim tarihi :  27  Eylül 2020 .

"8½" ,  https://en.wikipedia.org/wiki/8%C2%BD,  erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"FELLINI. La dolce vita e 8 ½. Scene photographs" ,  https://magazzinodelleidee.it/en/mostra/fellini-la-dolce-vita-scene-photographs/

"The realm of the irrational in Fellini’s 8 and 1/2, as a source of artistic inspiration." ,  Nunzio Santoro, https://medium.com/@santoronunzio58/the-domain-of-the-irrational-in-fellinis-8-and-1-2-as-a-source-of-artistic-inspiration-2355fb3a80af

"8 1/2 Study Guide" , https://www.gradesaver.com/8-1-2 , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"Director's Influence on 8 1/2" , https://www.gradesaver.com/8-1-2/study-guide/directors-influence , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"8½: A Film with Itself as Its Subject" , Alexander Sesonske, 12 Ocak 2010, https://www.criterion.com/current/posts/173-8-1-2-a-film-with-itself-as-its-subject , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"Federico Fellini: Author of Cinema", Gaither Stewart, 6 Şubat 2020,  https://www.counterpunch.org/2020/02/06/federico-fellini-author-of-cinema/ , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"Fellin and the Catholic Church" , Vinnie Favale,  1 Şubat 2020, https://www.fellini2020.com/post/fellini-and-the-catholic-church , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"Fellini’s heady mix of sacred and profane" , Yazarı belli değil, 24 Ocak 2020, https://www.churchtimes.co.uk/articles/2020/24-january/features/features/fellini-s-heady-mix-of-sacred-and-profane , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"‘8½’: Federico Fellini’s Daring, Self-Reflexive Masterpiece as a Most Intimate Exploration of Cinema" ,Sven Mikulec, tarihi belli değil, https://cinephiliabeyond.org/8%C2%BD-federico-fellinis-daring-self-reflexive-masterpiece-intimate-exploration-cinema/ , eriyşim tarihi : 27 Eylül 2020.


"Chatting about Other Things: An Interview with Federico Fellini" , Toni Maraini , 11  Kasım 199, https://brightlightsfilm.com/chatting-things-interview-federico-fellini/ ,  erişim tarihi : 27 Eylül 2020.

"The Shot Seen Around The World - Cannes 1960 - Part 1" , https://www.youtube.com/watch?v=L4oK-wsKpmM , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.


"The Shot Seen Around The World - Cannes 1960 - Part 2" , https://www.youtube.com/watch?v=7BRS11CNtnw , erişim tarihi : 27 Eylül 2020.


  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder